Ashabı Kiramın Ramazanı

Kardeşler!
 
Bu sohbetimizde Ashab-ı Kiram Efendilerimizin ra Namazını anlamaya ve anlatmaya çalışacağız.
 
Rabbim hepimizi Sahabeyi tanıyan, seven, onlar gibi namaz kılan, onlar gibi yaşayan ve onlarla haşrolanlardan eylesin!
 
Merhamet sahibi Rabbimiz biz insanlar için daima münzir/ uyarıcılar ve mübeşşir/müjdeciler göndermiştir ki kullarım benim rızamı, yolumu unutmasınlar diye.
 
 Bu uyandırıcı Peygamberler, bazan bir kitapla, bazan bir şeriatla,  gerektiğinde harikulade olay-vakıa/mucizelerle insanlığa hidayetin yollarını göstermiştirler.
 
 En son Hidayet meşalesi ise Peygamberimiz Muhammed as ile gelen İslam Dinidir.
 
 İslam iki temel uyandırıcıya sahiptir ki, bunlara biz Kitap ve Sünnet diyoruz.
 
 Kuran ve Sünnet insanlıktan iki şey ister.
1-Sahih İman
2-Salih Amel
 
Kardeşler!
 
 Bu iki hayra sahip kimselere de Kuran-ı Kerimde “Müslüman” olarak isim verilmektedir.
 وَجَاهِدُوا فِي اللّٰهِ حَقَّ جِهَادِه۪ۜ هُوَ اجْتَبٰيكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدّ۪ينِ مِنْ حَرَجٍۜ مِلَّةَ اَب۪يكُمْ اِبْرٰه۪يمَۜ هُوَ سَمّٰيكُمُ الْمُسْلِم۪ينَ مِنْ قَبْلُ وَف۪ي هٰذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَه۪يداً عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِۚ فَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللّٰهِۜ هُوَ مَوْلٰيكُمْۚ فَنِعْمَ الْمَوْلٰى وَنِعْمَ النَّص۪يرُ
“Allah uğrunda hakkıyla (ve O’nun için) cihad edin. 
Allah’a (teslimiyet gösterip emirlerine) sımsıkı yapışın.
-Sizi (cihad için) O seçti ve din konusunda da üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi. Tıpkı babanız İbrahim’in dini(nde olduğu) gibi.
-O (Allah) daha önce(ki kitaplarda) ve bu (Kur’an’)da size “müslümanlar” adını verdi. Tâ ki peygamber size şâhit olsun, siz de insanlara şâhit olasınız.
-Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a (emirlerine) sımsıkı yapışın.
-Mevlânız (dost ve sahibiniz) O’dur. (O) ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!” (Hac, 22/77) ; [krş. 3/103]
 
Kardeşler!
 
 Müslüman olarak isimlendirilen kişinin yapması gerekenler nelerdir?
 
قالَ رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم « أُمِرْتُ أَنْ أُقاتِلَ الناسَ حتَّى يَشْهدُوا أَنْ لا إِله إِلاَّ اللَّه وَأَنَّ مُحَمَّدًا رسولُ اللَّهِ ، وَيُقِيمُوا الصَّلاَة  ويُؤْتُوا الزَّكاةَ ، فَإِذا فَعَلُوا ذلكَ عَصمُوا مِنِّي دِماءَهُمْ وَأَمْوَالَهمْ إِلاَّ بحقِّ الإِسلامِ وَحِسَابُهْم على اللَّهِ» متفقٌ عليهِ
Abdullah İbni Ömer ra’dan rivayet edildiğine göre,
Rasûlullah sav şöyle buyurdu:
“Ben, insanlarla
-Allah’tan başka ilâh olmadığına,
-Muhammed’in Allah’ın Rasulü olduğuna şehâdet edip,
-Nnamazı tastamam kılıp,
 
 İman’dan Sonra Müslümanın En Hayırlı Ameli Nedir?
 
 Ebû Abdurrahman Abdullah İbni Mes`ûd ra şöyle dedi:
Peygamber as’a:
أَيُّ الْعملِ أَحبُّ إلى اللَّهِ تَعالى ؟ قال : « الصَّلاةُ على وقْتِهَا » قُلْتُ ثُمَّ أَيُّ ؟ قال: «بِرُّ الْوَالِديْنِ » قلتُ : ثُمَّ أَيُّ ؟ قال : «الجِهَادُ في سبِيِل اللَّهِ متفقٌ عليه
- Allah’ın en çok beğendiği amel hangisidir? diye sordum.
- “Vaktinde kılınan namazdır” diye cevap verdi.
- Sonra hangi ibadet gelir? dedim.
- “Ana ve babaya iyilik ve itaat etmek” buyurdu.
- Daha sonra hangisi gelir? diye sordum.
- “Allah yolunda cihâd etmek” buyurdu.[2]
 
Aziz Müminler!
Kıymetli Gençler!
 
Yukarıda zikrettiğimiz hadisi şerifte de olduğu gibi Vaktinde kılınan namaz, bizler için en kıymetli iştir, ameldir, kıymet ve değerdir.

Şimdi Namazla ve Namazı Kılanlarla Alakalı Âyet Ve Hadisi Şeriflere Kulak Verelim.
 
Rabbimiz şöyle buyuruyor: 
 
اُتْلُ مَٓا اُو۫حِيَ اِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَاَقِمِ الصَّلٰوةَؕ اِنَّ الصَّلٰوةَ تَنْهٰى عَنِ الْفَحْشَٓاءِ وَالْمُنْكَرِؕ وَلَذِكْرُ اللّٰهِ اَكْبَرُؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ  ﴿٤٥
“-(Resûlüm!) Kitab’dan sana vahyedileni oku ve
-Namazı da dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl.
-Çünkü namaz hayasızlıktan/utanmazlıktan ve kötü sayılan şey(ler)den alıkoyar.
Allah’ın zikri (namaz) elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” [3]
 
ÖRNEK OLAY
Namaz Hırsızlık Haramını Engeller
 
Ashab’dan ra bazıları Peygamberimize as gelerek:
"-Falan adam geceleyin namaz kılıyor, gündüz olunca da hırsızlık yapıyor,” diyerek, o şahsa karşı rahatsızlıklarını dile getirdiler.
Peygamberimiz sav de:
"İşlediği amel onu yaptığı kötülüklerden yakında alıkoyacaktır.” diye cevap verdi.[4]

Bu hadisin anlamı şudur:
 
İnsanlar, ilk başladıklarında namazı yüzeysel bir şekilde kıldıkları için günahlardan sakınmayabilirler. Ancak namaza devam ettikçe, bu ibadet yüzeysellikten çıkar yavaş yavaş içselleşir ve huşu ile kılınan bir namaz haline gelir.
 
GÜNCEL OLAY
 
Muhammed Hamidullah Fransada müslüman olan bir kadına:
Kıl namazı
Ye domuzu
Bir gün gelecek
Namaz kovacak domuzu
 
Bir başka hadiste ise şöyle buyrulmaktadır:
عليكُم بقيامِ اللَّيلِ ، فإنَّهُ دَأْبُ الصَّالِحينَ قبلَكُم ، و قُربةٌ إلى اللهِ تعالى ومَنهاةٌ عن الإثمِ و تَكفيرٌ للسِّيِّئاتِ ، ومَطردةٌ للدَّاءِ عن الجسَدِ
“Gece namazını kılınız.
-Zira o, sizden önceki salih kimselerin sünneti idi.
-İnsanı Allah'a yaklaştırır,
-Günahları önler,
-Kötülüklere kefaret olur,
-Bedeni hastalıklardan arındırır.” (Tirmizi, Da'avat/101)
 
Ebû Hureyre ra’den rivayet edildiğine göre,
Rasûlullah sav şöyle buyurdu:
إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عَمَلِهِ صَلَاتُهُ فَإِنْ صَلُحَتْ فَقَدْ أَفْلَحَ وَأَنْجَحَ وَإِنْ فَسَدَتْ فَقَدْ خَابَ وَخَسِرَ فَإِنْ انْتَقَصَ مِنْ فَرِيضَتِهِ شَيْءٌ قَالَ الرَّبُّ عَزَّ وَجَلَّ انْظُرُوا هَلْ لِعَبْدِي مِنْ تَطَوُّعٍ فَيُكَمَّلَ بِهَا مَا انْتَقَصَ مِنْ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ يَكُونُ سَائِرُ عَمَلِهِ عَلَى ذَلِكَ 
“Kıyamet gününde kulun hesaba çekileceği ilk ameli onun namazıdır. Eğer namazı düzgün olursa, işi iyi gider ve kazançlı çıkar. Namazı düzgün olmazsa, kaybeder ve zararlı çıkar. Şayet farzlarından bir şey noksan çıkarsa,
Azîz ve Celîl olan Rabb’i:
–Kulumun nâfile namazları var mı, bakınız? der. Farzların eksiği nafilelerle tamamlanır. Sonra diğer amellerinden de bu şekilde hesaba çekilir.” [5]
 
Aziz Müminler!
 
Yüce dinimiz İslam’ın emrettiği beş temel esastan biri de namazdır.
Peygamber Efendimiz sav’in buyurduğu üzere,
Namaz; dinimizin direği,
Gözümüzün nurudur.
Gönlümüzün süruru,
Cennetimizin anahtarıdır.[6]
 
Bizler, kulluk ve sorumluluk bilincini namazla elde eder; Allah’ın rızasına, sonsuz rahmet ve mağfiretine namazla ulaşırız.
 
Ruhumuzu daraltan sıkıntılardan namazla kurtulur; huzur ve esenlik iklimine namazla kavuşuruz.
 
Aynı safta omuz omuza namazla bir araya gelir; birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi namazla perçinleriz. 
Rabbimiz cc buyurur ki:
 
وَأْمُرْ اَهْلَكَ بِالصَّلٰوةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَاؕ لَا نَسْـَٔلُكَ رِزْقاًؕ نَحْنُ نَرْزُقُكَؕ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوٰى 
“Aile fertlerine namazı emret, kendin de bunda kararlı ol. Senden rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır.” (Tâhâ, 20/132)
 
O, biricik kızı Hz. Fâtıma’nın kapısına gitmiş,
 
أنَّ رسولَ اللهِ صلَّى اللهُ عليه وسلَّمَ ، كان يَمُرُّ بِبابِ فاطِمةَ سِتَّةَ أشْهُرٍ  إذا خَرجَ لِصلاتِ الفجْرِ يَقولُ : الصَّلَاةَ يا أهْلَ البيْتِ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ أهْلَ الْبَيْتِ ويُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
 
“Allah Rasulü sav, sabah namazı için dışarı çıktığında altı ay boyunca Fatıma’nın kapısının önünden geçerken şöyle derdi:
“-Namaz kılın, ey Ehl-i Beyt! Allah sizden ancak kiri gidermek ve sizi tam bir temizlikle temizlemek istiyor.”
 
Nitekim Peygamber Efendimiz sav:
 مُرُوا أولادَكُم بالصلاةِ وهُم أبناءُ سبعِ سنينَ ، واضرِبُوهُم عليهَا وهُمْ أبْنَاءُ عَشْرٍ وفرِّقُوا بينِهِم في المَضَاجِعِ
“-Çocuklarınıza yedi yaşlarında iken namaz kılmalarını emredin!
-On yaşına bastıkları hâlde kılmazlarsa kendilerini cezalandırınız.
-Yataklarını da ayırın.» diyerek onları namaza davet etmiştir. [7]
 
Müminlerin namaz kılması istenirken şöyle buyrulmaktadır:
 
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَاۚ وَمِنْ اٰنَٓائِ الَّيْلِ فَسَبِّـحْ وَاَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضٰى 
“Sen onların söylediklerine sabret. Güneşin doğmasından önce de batmasından önce de rabbini övgüyle tesbih et; yine gecenin bazı vakitlerinde ve gündüzün iki ucunda da tesbih et ki hoşnutluğa erişesin.” (Tâhâ, 20/130)
 
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَۚ 
Ey iman edenler! Rükû edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin (emirlerine uygun yaşayın) ve hayır işleyin ki umduğunuza erişesiniz.” (Hac, 22/77)
 
Şimdi de Namazı Terketmenin Ne Büyük Bir Felaket Olduğunu Beyan Eden Âyet Ve Hadisi Şeriflere  Kulak Verelim.
 
Kardeşler!
 
Sohbetimizin bu bölümünde Namazı Terketmenin bir Müslüman  için ne demek olduğunu anlatmaya çalışacağız.
 
Müddessir Suresinin 38’den 48’e kadar olan Âyetlerini bir kere daha hatırlayalım.
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهٖينَةٌۙ  -  اِلَّٓا اَصْحَابَ الْيَمٖينِؕۛ 
“Her nefis kazandığına bağlıdır.” (Müddessir, 74/38)
“Ancak bahtiyar olan (defteri sağından verilen)ler böyle değildir. (İman edip iyi amelleriyle kurtulmuşlardır.)”(Müddessir, 74/39)
 
﴿فٖي جَنَّاتٍؕۛ يَتَسَٓاءَلُونَۙ - عَنِ الْمُجْرِمٖينَۙ - مَا سَلَكَكُمْ فٖي سَقَرَ 
“(Onlar) cennetlerdedirler. Onlar suçlulara: “Sizi kavurucu ateşe sokan nedir?” (diye uzaktan sorarlar.)” (Müddessir, 74/40-41-42)
 
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّٖينَۙ  - وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكٖينَۙ  - وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَٓائِضٖينَۙ 
(Günahkârlar) derler ki: “Biz namaz kılanlardan değildik. Yoksula yedirmezdik. (Kur’an’ın buyruklarını bırakıp, batıl şeylere) dalanlarla beraber biz de dalardık.” (Müddessir, 74/43-44-45)
 
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدّٖينِۙ  - حَتّٰٓى اَتٰينَا الْيَـقٖينُؕ 
“Ceza gününü yalan sayardık. Nihayet (bu halde iken) bize (gelmesi) kesin olan (ölüm) gelip çattı.” (Müddessir, 74/46-47)
 
فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعٖينَؕ 
“Artık onlara şefaatçilerin şefaati fayda vermez.”(Müddessir, 74/48)
 
Kardeşler!
 
Namazı Terkdenler
Nefsini İlah edinirler
 
Bir başka Âyeti Kerimede;
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّاۙ 
“-Sonra bunların ardından artık namazı kılmayan ve
-Nefsânî arzulara uyan bir nesil geldi. Bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.” (Meryem, 19/59)
 
Nimetin de Hesabın da Azabın da bir Vakti Vardır
 
وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَكَانَ لِزَاماً وَاَجَلٌ مُسَمًّىؕ 
 “Eğer rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir söz ve belirlenmiş bir vade olmasaydı, hemen yakalarına yapışılırdı.” (Tâhâ, 20/129)
 
وَلَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ اِلٰى مَا مَتَّعْنَا بِهٖٓ اَزْوَاجاً مِنْهُمْ زَهْرَةَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا لِنَفْتِنَهُمْ فٖيهِؕ وَرِزْقُ رَبِّكَ خَيْرٌ وَاَبْقٰى 
“Sakın kendilerini sınamak için onların bir kesimini yararlandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine göz dikme! Rabbinin sana verdiği nimetler daha hayırlı ve daha kalıcıdır.” (Tâhâ, 20/131)
 
وَلَوْ اَنَّٓا اَهْلَكْنَاهُمْ بِعَذَابٍ مِنْ قَبْلِهٖ لَقَالُوا رَبَّنَا لَوْلَٓا اَرْسَلْتَ اِلَيْنَا رَسُولاً فَنَتَّبِعَ اٰيَاتِكَ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَذِلَّ وَنَخْزٰى 
Eğer biz bundan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, şu zillet ve rezillik başımıza gelmeden önce ona uymuş olsaydık.” (Tâhâ, 20/134)
 
قُلْ كُلٌّ مُتَرَبِّصٌ فَتَرَبَّصُواۚ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ اَصْحَابُ الصِّرَاطِ السَّوِيِّ وَمَنِ اهْتَدٰى 
De ki: “Herkes beklemekte, siz de bekleyin bakalım. Dosdoğru yolda yürüyenler kimmiş ve hidayete erenler kimmiş, yakında anlayacaksınız!” (Tâhâ, 20/135)

Kardeşlerimi çok özledim!
 
Rasulullah sav bir gün sahabelerine:
“-Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam. Cennete girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.” dedi.
Bu sözleri üzerine ona denildi ki: 
“-Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”
O şöyle cevap verdi:
“-Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim ise beni görmedikleri hâlde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”[8]
 
 Olay Hadis-i Şerifin diğer rivayetinde şöyledir:
“Mutlaka kardeşlerime kavuşmamı arzuladım.” (Bunun üzerine kendisini dinleyenler) şöyle dediler:
“Biz senin kardeşlerin değil miyiz?”
O as şöyle cevap verdi:
“Sizler benim ashabım ve kardeşlerimsiniz. Benden sonra da beni görmedikleri hâlde bana inanan bir topluluk gelecektir.”
 
Sonra da şöyle buyurdu:
“Ey Ebû Bekir, senin beni sevdiğini duyduklarından dolayı seni seven bir kavmi sevmek istemez misin? Sen de Allah’ın kendilerini sevdiği kimseleri sev.” buyurdu.[9]
 
 Kabirde Yapılacak Dua
 
Hadisi Şerifin bir diğer rivayetinde ise;
 
Peygamber Efendimiz ashabıyla yaptığı bir kabristan ziyaretlerinde, kabirde yatanlara hitaben şöyle buyurdu:
السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّيَارِ، مِنَ الْمُؤْمِنِينَ، وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِنَّا إِنْ شَآءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ، وَ يَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنَّا، وَالْمُسْتَأْخِرِينَ أَسْأَلُ اللهَ لَنَا، وَلَكُمُ الْعَافِيَةَ
“Bu diyarın Mü’min ve Müslüman sakinleri! Selam sizin üzerinize olsun.
Biz de Allah’ın izniyle size kavuşacağız. Allah, bizden önce gidenlere ve sonraya kalanlara rahmet etsin. Allah’tan bizim ve sizin için afiyet dilerim.”[10]
Sonra da:
— Kardeşlerimle görüşmeyi çok arzu ediyorum, onları çok özlüyorum, diye iç çekti.
Yanında oldukları halde Peygamber Efendimiz sav’in böyle söylemesine bir anlam veremeyen sahâbe şaşkınlıkla,
— Ey Allah’ın Rasulü, biz senin kardeşlerin değil miyiz, diye sordular.
Efendimiz sav: 
— Hayır, aksine siz benim ashabımsınız, dostlarımsınız. Kardeşlerimse benden sonra gelecekler, beni görmedikleri hâlde bana inanacaklar. Ümmetimden en çok sevdiğim topluluk, benden sonra gelip de ailesini ve malını feda etme pahasına beni görmeyi arzulayanlardır. Hepinizden önce Kevser Havuzu’nun başına varıp bekleyeceğim, buyurdu.
Bu sefer, 
— Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksınız, ey Allah’ın Rasulü, diye sordular.
Peygamber Efendimiz sav,
— Bir adamın, alnı ve ayakları beyaz bir atı olsa, Adam atını, tamamı simsiyah bir at sürüsü içinde bulamaz mı? diye sordu.
Sahâbe ra:
— Evet, bulur, ey Allah’ın Rasulü, dediler.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz as şöyle buyurdu: 
— İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri, el ve ayakları parlıyor olarak gelecekler. Ben önceden gidip havuzumun başında ikram etmek için onları bekleyeceğim,” dedi.
 
Daha sonra orada bulunanlara;
 
Ebu Salebe el-Haşeni’den nakledildiğine göre,
Peygamberimiz sav -özetle- şöyle buyurdu:
“Sizden sonra gelen ve sizin gibi dinine sarılan kimsenin kazandığı sevap, sizden aynı ameli işleyen elli kişinin sevabını kazanır.” buyurdular.[11] 
 
“Siz öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, eğer sizden bir kimse emredilenin onda birini terk etse, helak olur. Sonra öyle bir zaman gelecek ki, bir kimse emredilenin onda birini yaparsa kurtulur.” [12] Hadis-i Şerifi, Efendimiz sav ile aynı zamanda yaşamayan müminlerin faziletine vurgu yapmaktadır.
 
Kardeşler!
 
Bu gibi hadisler, ahir zamanda gelen ve güzel işler yapan insanların sahabeden daha üstün olduğu anlamına gelmez.
 
Bu hadis-i şeriflerde de, Rasulullah as ahir zamanda, ümmetin fesadı zamanında, kardeşlerinin bulunacağından söz ediyor.
 
Şu halde Peygamber sav’in iştiyakına, hasretine sebep olan o kimselerin fedakar, sadık, metin, İslam için kendini ortaya koyabilen, bütün itilme-kakılma, horlanma, kınanma, işkence, zulüm ve katliamlara karşı yılmadan, aldırmadan Rasulullah’ın ve Ashabının yolunda olanlardır.
 
Ahir zaman müminleri, Rasülullah as’ın kardeşleridir. O, bunlara “kardeşlerim” derken, ashabına “arkadaşlarım” ünvanını veriyor.
 
Ashab-ı Kiramdan Namaz Örnekleri
 
Ashab-ı Kiram efendilerimiz namaza durdukları zaman, kendilerini Allah korkusu ve azameti kaplardı.
 
Mücahid ra, Hazret-i Ebû Bekir ve Abdullah ibni Zübeyr ra Efendilerimiz için:
“Onlar namaz kılarken, sanki bir direk gibi hareketsiz dururlardı” diye, onların nasıl namaz kıldıklarını anlatır.
 
 Hz. Ömer ra’ın Namazı
 
Misver b. Mahreme diyor ki:
“-Ömer bin Hattab ra hançerlendikten sonra, yanına geldim.”Oradakilere:
– Durumu nasıl? diye sordum.
– Gördüğün gibi, diye cevap verdiler.
– Namazı hatırlatarak onu uyandırın! (Yoksa) Namazdan daha başka bir şeyi hatırlatarak, onu uyandıramazsınız! dedim.
– Ey müminlerin emiri! Namaz vakti geldi, dediler.
– Ha! Peki, kalkayım, dedi.
Yarasından kan aka aka namazını kıldı.[13]
 
Hz. Osman ra’ın Namazı
 
“Bütün geceyi tek rekât namazla ihya ederdi”
 
Hz. Osman ra’ın evi, asiler tarafından kuşatıldığında, hanımı asilere:
“Siz onu öldürmek mi istiyorsunuz? İster öldürün, ister bırakın, kesinlikle o bütün geceyi, bir tek rekâtla ihya eder ve o rekâtta bütün Kur’an’ı hatmeder” dedi. (Taberani)
 
Çünkü hanımı zamanla anlamıştı ki Hz. Osman ra şartlar ne olursa olsun, bu güzel âdetinden vazgeçmezdi.
 
Hz. Osman ra, suikast sonucu hançerle yaralandıktan sonra, sürekli kan kaybetmeye başladı ve komaya girdi. Bu durumda dahi, namaz vakti geldiği söylenince, kendine gelmiş namazını kılmış ve şöyle söylemişti: “Namazı terk edenin, İslam’da yeri yoktur!”
 
Hz. Ali’nin Namazı
 
Namaz vakti gelince Hz. Ali ra’ın, vücudu titremeye başlar ve yüzü sararırdı. Neden bu hale geldiğini soranlara şöyle derdi:
“-Yerle göğün kaldıramadığı, dağların taşımaktan aciz kaldığı bir emaneti eda etme zamanı gelmiştir. Onu kusursuz olarak yapabilecek miyim, yapamayacak mıyım bilemiyorum?”
 
Hz. Ali’nin dünya ile irtibatı kesilirdi
 
 Hz. Ali kerramallahu vechenin, savaşta vücuduna saplanan okun, namaz kılarken çıkartılmasını istemesi meşhurdur. Çünkü Rasulullah Efendimiz sav’in diğer sahabeleri gibi İmam Ali ra’ın da namazda iken dünya ile irtibatı kesilmekte, yalnız Allah-u Zülcelâl ile meşgul olmaktadır.
 Şöyle ki bir keresinde Hz. Ali’nin ra baldırına bir ok saplanmıştı. Çok acı veriyor ve bu acıdan dolayı çıkartmakta zorlanılıyordu. İmam’ın namazdaki huşusu ve sadece Allah ile meşgul olması geldi akıllara… Ve Hz. Ali namaza durduğunda, çıkartmaya karar verdiler saplanan oku…
 Nafile namaz kılmaya başlayan Hz. Ali secdeye kapanınca, oku kuvvetle çektiler ve çıkardılar. Hz. İmam öyle kendini vererek namaz kılıyordu ki okun çıkartıldığını bile fark etmemişti. Nitekim namazı bitirince, etrafına bakınarak;
“Oku çıkardınız mı?” diye sordu.
Oradakiler: “Çoktan çıkardık” diye cevap verdiler.
 
Hz. Hasan ra’ın Namaz Hazırlığı
 
Hz. Hasan ra, abdest alırken rengi değişirdi.
Biri:
–Niye böyle oluyorsun? diye sorunca,
Hz. Hasan ra:
– Azametli, mutlak kudret sahibi, her istediğini derhal yapan bir Sultanın huzuruna dikilme zamanı gelmiştir, diye, titreyerek cevap verdi.
 
 Selman-I Farisi ra’ın Namazı
 
Namaz, ölümden başka dertlere devadır!
 
Tarık bin Şihab, Selman-ı Farisi ra’ın namazını şöyle anlatır:
-Gece ibadetlerini öğrenebilmek için bir gece Selman’ın evinde kaldım. O gecenin sonunda kalkarak, bir süre namaz kıldı. Ben onun gece boyunca hiç yatmayıp devamlı ibadet ettiğini zannediyordum. Bunu kendisine söylediğimde, o şöyle buyurdu:
 
“-Hakkıyla eda edilen beş vakit namaz, ölüm hariç tüm dertlerin devasıdır. İnsanlar akşama, üç grup halinde ulaşırlar.
Bir grubu vardır ki, ne kârda ne de zarardadır.
İkinci grup, hiç kârı olmayıp tamamen zararda olanlardır.
Üçüncü grupta bulunanlar ise sadece kârda olan kişilerdir.
 
-Halkın gafletini ganimet bilerek, gece karanlığında kalkıp sabaha kadar Allah’a ibadet eden kişiler yalnızca kârda olup hiç zarar etmeyenlerdir.
 
-Birtakım kişiler de vardır ki, halkın gafletini fırsat bilerek günahlara dalarlar. Böyle kişiler, hiç kârları bulunmayıp sadece zarar edenlerdir.
 
-Yatsı namazını kıldıktan sonra yatanlarsa ne kâr ve ne de zarar edenlerdir.
-Sakın seni yorgun düşürecek şekilde hızlı hızlı yürüme.
-İtidali hiç bir zaman elinden bırakma ve başına geçtiğin bir işte sebat et.” (Taberani)
  
Selman-ı Farisi ra namaz hakkında şunları söylemiştir:
“Kul namaza durduğunda, hataları başının üzerine asılır. Namaz bitmeden önce de bunların tamamı dağılıp gider. Tıpkı hurmaların ağaçlardan düşüp de sağa sola dağılmaları gibi.”
 
Abdullah b. Mes’ud ra’ın Namazı
 
Kardeşler!
Sahabenin her biri farklı bir meşrepteydi. Kimisi oruç sevdalısı, kimisi Kuran aşığı, kimisi cihad meftunu iken, kimileri de vardı ki Abdullah bin Mes’ud gibi mesela, namaz tutkunuydular.
 Abdullah bin Mes’ud ra efendimiz, neredeyse hiç nafile oruç tutmazdı. Kendisine niçin oruç tutmadığı sorulduğunda:
Ben oruç tuttuğum zaman namaz kılmakta güçlük çekiyorum. Hâlbuki namaz, benim yanımda oruçtan daha sevimlidir” derdi.
Oruç tuttuğunda da başında, ortasında ve sonunda olmak üzere, ayda üç gün tutardı. (Heysemi)
 
Namazlar ihtiyaçların görülmesine vesile olur
 
İbni Mes’ud ra bir defasında şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
“-İhtiyaçlarınızı farz namazların üzerine yükleyiniz. Çünkü farz namazlar ihtiyaçlarınızın görülmesine vesile olur.”
 
Bir başka defa ise şöyle söylediği rivayet edilmiştir:
 
“-Büyük günahlardan korunmak şartıyla, kılınan namazlar, aralarındaki günahlara kefaret olur.” (Ebu Nuaym)
 
Ebu Talha el-Ensarî ra’ın Namazı
 
Namazdan alıkoyan bahçesini infak etti
 
Ebu Talha el-Ensarî ra, kendisine ait olan bir bostanda namaz kılıyordu. O esnada Dubsi denilen bir kuş öttü. O kuş durmadan bir çıkış yolu arıyor fakat bir türlü bulup da çıkamıyordu. Bu manzara, Ebu Talha’nın hoşuna gitti. Namazın içinde olduğu halde gaflete düşüp, farkında olmadan, kuşu seyre koyuldu. Sonra gafletinin farkına varıp namaza döndü ama kaç rekât kıldığını hatırlayamadı. Bunun üzerine:
“-Bu malım yüzünden dinim helâk oldu” diyerek, Efendimiz sav’in yanına geldi ve olanları anlattıktan sonra:
“-Ey Allah’ın Rasulü, bu bahçemi, Allah yolunda infak ettim. Nasıl uygun buluyorsan öyle harca” dedi. (İmam Malik)
 
Abdullah İbn-i Zübeyr ra’ın Namazı
 
Abdullah bin Zübeyr ra’ın namazından sorulunca, sahabeden bir zat:
-İbn-i Zübeyr secdeyi öyle uzun ve hareketsiz yapardı ki kuşlar gelir, omzuna konardı. Bazen de öyle rükû ederdi ki bütün gece rükû ile geçerdi. Bazen de secdeyi uzatır, bütün geceyi secde ile geçirirdi.” diye, haber vermiştir.
 
Namazı hiçbir şartta bırakmazlardı.
 
İbn-i Zübeyr ra, olağanüstü durumlarda bile namazına ara vermezdi. Çünkü namazdayken, namazdan başka bir şey ile meşgul olmazdı ki çevresinde cereyan eden olaylardan haberdar olsun.
 
Yapılan bir saldırıda evde namaz kılıyordu. Atılan şey mescidin kapısına çarptı. Duvardan sıçrayan bir parça da İbn-i Zübeyr ra’ın boğazı ile sakalı arasına çarptı. Buna rağmen o, ne namazını bozdu ne rükû ve secdesini kısalttı.
 
O ra, her namazını huşu ve ihlas ile kılardı.
 
Nitekim bir keresinde namaz kılarken, Haşim isimli oğlu yanında yatıyordu. Tavandan bir yılan düştü ve yerde yatan oğluna sarıldı. Çocuk feryat etmeye başladı. Ev halkı yetiştiler bir gürültü koptu, yılanı öldürdüler.
 
Bütün bunlar olurken, İbn-i Zübeyr ra namazını sükûnetle kılmaya devam etti. Selam verdikten sonra:
– Gürültüye benzer bir şey işittim, o neydi? diye sordu.
Hanımı:
–Allah sana acısın! Çocuğun ölüyordu. Senin haberin olmadı mı? dedi.
Buna karşılık İbn-i Zübeyr ra şöyle cevap verdi:
–Allah hayrını versin! Eğer namazda başka bir şeyle ilgilenseydim, namaz nerede kalırdı?
 
Abdullah İbn Abbas ra’ın Namazı
 
İbn Abbas şöyle anlatıyor:
“-Gözlerim kör olduğunda bana: ‘Namazı birkaç gün bırakırsan seni tedavi ederiz!’ dediler.
Ben:
 “-Hayır” dedim. Çünkü,
Allah’ın Rasulü sav:
“-Kim namazı terk ederse o, Allah’ı kendisine gazaba getirmiş olarak Allah’ın huzuruna gidecektir” buyurdu.” (Taberani)
 
Abbad bin Bişr ra’ın Namazı
 
ÖRNEK OLAY
Namazdan ayrılamayan sahabe, Abbad bin Bişr
 
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem ve Ashabı, Zatu’r Rika savaşına çıkmışlardı. Bir yerde mola verildi ve Peygamberimiz, Abbad bin Bişr ra ile Ammar bin Yasir ra’ı bir geçidin girişine nöbetçi tayin etti.
 Bu iki zat geçidin önüne gelince, Ammar önce arkadaşının nöbet tutmasını isteyerek uyudu. Abbad radıyallahu anhu ise nöbet tutmaya başladı. Hz. Abbad ortalığın sakin olduğunu görünce namaza durdu.
 Onu gören bir müşrik, namaz kılan Abbad’a bir ok attı ve vücuduna isabet ettirdi. Ancak Hz. Abbad, oku eliyle çıkarıp namaza devam etti. Müşrik onun namaza devam ettiğini görünce vuramadığını zannedip tekrar ok attı. Abbad, namazını bozmadan devam etti. Derken üçüncü kez ok attı. Bir müddet sonra arkadaşı uyandı ve müşrik onların iki kişi olduğunu görünce kaçtı.
 Ammar bin Yasir, arkadaşından akan kanları görünce:
“–Subhanellah! Sana ilk oku atınca beni niye uyandırmadın?” diye sordu.
Abbad’ın verdiği cevaba dikkat edin:
“–Öyle bir sure okuyordum ki kesmek istemedim!
 
Namazı hakkıyla kılan ve güzelliklerini yaşayan bir adam, işte ancak böyle cevap verebilir.
 
Bir başka rivayette, Hz. Abbad üçüncü oktan sonra namazına ara vermiş ve Ammar b. Yasir’i uyandırmış:
“Eğer Rasulullah’ın verdiği nöbetçilik görevini aksatma korkum olmasaydı, ölünceye kadar namazdan ayrılmazdım” demiştir.

ÖRNEK OLAY
Abdullah bin Ömer ra’ın Namazı
“- Abdullah bir de gece namazı kılsa!
 
Abdullah bin Ömer ra, Ashab-ı Kiram’ın büyüklerinden olup, dört büyük halifeden Hz. Ömer ra’nin oğludur. Onun da namaz aşkı dillere destandı.
 
Gençliğinde sık sık mescitte uyurdu. O sıralarda herkes rüyasını Peygamberimiz sav’e anlatırdı.
 
Abdullah ra bir gece garip bir rüya gördü. Önünde ateşten bir kuyu vardı. Melekler onu kuyunun yanı başına bırakmışlardı. İçinde yanan insanların sesleri duyuluyordu.
Bunlara şahit olan Abdullah:
“-Ateşten, Allah’a sığınırım” diye, dua ediyordu.
Yananları tanıyordu sanki… Sonra başka bir melek çıkageldi. Ona:
“-Sen hiç korkma” dedi.
Bu rüyayı Peygamberimiz sav’in eşi ve ablası olan Hafsa ra anamıza anlattı. Hafsa anamız da Peygamberimize aktardı.
Peygamber Efendimiz sav:
“-Abdullah bin Ömer ne iyi bir insandır! (Fakat) bir de gece namazını kılsa” buyurdular.
Bunu işiten Abdullah ra, bundan sonra, geceleri az uyumaya ve ibadet etmeye başladı.
 
Abdullah b. Ömer ra, cemaatle namaz kılmaya o kadar çok önem verirdi ki, şayet yatsı namazını cemaatle kılamazsa gecenin tümünü ibadetle geçirirdi.
 
Kardeşler!
 
İşte, sahabenin dünyasında namazdan daha önemli bir ibadet, ondan daha değerli bir davranış yoktu. Onun uğruna canlarını mallarını ve sahip oldukları her ne varsa feda etmekten çekinmezlerdi.
 
Demek ki namaz, canı hiçe sayacak kadar kıymetli, önemli, lezzetli, saadetli bir ibadettir.
 
Cihada giden yol Namazdan geçer!
 
ÖZET
 
Değerli Müminler!
 
Güzel bir söz imanlı bir özde değerli olur. Rabbim özümüzü de sözümüzü de bereketli kılsın!
 
Namazda yaptığımız bazı rükünleri bir kere daha hatırlayarak sohbetimizi bitirmek istiyorum.
 
Abdest  : Bize, maddi ve manevi kirlerden arınmayı öğretir.
Kâbe’ye Yönelme: Dünyevi meşgaleleri geride bırakıp Rabbimizin divanına durmayı anlatır.
Niyyet   : Dünyanın her türlü bela, musibet, sıkıntı, stres, azdıran ve kandıran hallerinden kalbi arındırarak, Allaha huşu ile bağlanmaktır.
Allahü Ekber: Tahrime ile namaza başlamak; her işimizde Allah’a sığınmamız gerektiğinin bir ifadesi, yegane güç, kuvvet ve kudretin Allaha ait olduğuna tam olarak iman ettiğimizin bir ikrarıdır. Kafir, Zalim ve Şeytanları kaşıran bir haykırıştır.
Kıyam   : Hakkın ve hakikatin yanında durmamızı, zulme ve zalime karşı tavır almamızı dile getirir. Namaz Kuranla kaim olur.
Kıraat   : Kur’an’ı okuduğumuz gibi hükümlerini de hayatımızın tamamına aktarmamız gerektiğini hatırlatır.
Rükû     : Allah’tan başka hiç kimsenin karşısında eğilmememiz gerektiğini bildirir.
Secde; Allah’a yakın olmanın hazzını hissettirir. Mümini tevazu ile yüceltir.
Kâde     : Tahiyyat duasıyla Selâm, azamet ve mülk sahibi olma, baki olma, her türlü afet ve noksanlıklardan beri olma manalarıyla Allaha olan imanın ikrarıdır. Salli barik, Rabbena dualarıyla da Allaha yöneliştir. Tahiyyat çoğul olan bir isimdir. Tekili "Tahiyye"dir.
Selam    : Kardeşlerimize muhabbet beslemeyi, aramızda barış ve güveni hâkim kılmamız gerektiğini, hayatın hala devam ettiğini ve dünyaya ve dünyadakilere “selam ve selamet için ben buradayım” mesajını verir.
Kıymetli Gençler!
Sohbetimi Peygamber Efendimiz sav’in şu Uyarı ve Müjdesiyle bitiriyorum: 
 "-Kim namazına devam ederse, bu namaz kıyamet gününde onun için (karanlığa karşı) nur, (imanına) delil ve (azaptan) kurtuluş olur.
Kim namazına devam etmezse onun nurudelili ve kurtuluşu olmaz. O kimse kıyamet gününde Karun, Firavun, Haman ve Übey b. Halef ile beraber olur."[14] 
“-Beş vakit namazın Allah’ın emri olduğunu kabul eden; abdestlerine, vakitlerine, rükûlarına ve secdelerine özen göstererek beş vakit namazı kılmaya devam eden kimse cennete girer.” [15]
 Allahım!
Bizi huşu ile kıldığı namazlarıyla senin rızanı kazanan, Yüce Adının uğruna Cihad ile Şehadete koşan, kıyamet gününde de ateşin azabından uzaklaşarak rahmetine ve nimetlerine kavuşanlardan eyle! Âmîn!
 
Kaynak
 
Kuran-ı Kerim Meali, Diyanet Vakfı,
Kuran-ı Kerim Meali, Feyzül Furkan,
TDV, İslam Ansiklopedisi,
Darül Kitap, Şamil İslam Ansiklopedisi,
İslam ve İhsan
Sorularla İslamiyet,
Muhammed Emin Yıldırım Hoca Efendi, Sohbetlerinden
Nureddin Yıldız Hoca Efendi sohbetlerinden,
12 Nisan 2024, DİB, Cuma Hutbesi: "Gözümüzün Nuru: Namaz"
 
Yaşar Kapkara
19.06.2025
Ayvacık/Samsun
 

[1] Buhârî, Îmân 17, 28, Salât 28, Zekât 1, İ’tisâm 2, 28; Müslim, Îmân 32-36. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 95; Tirmizî, Tefsîru sûre(88); Nesâî, Zekât 3; İbni Mâce, Fiten 1-3
[2] Buhârî, Mevâkît 5, Cihâd 1, Edeb 1, Tevhîd 48; Müslim, Îmân 137-139. Ayrıca bk. Tirmizî, Salât 14, Birr 2; Nesâî, Mevâkît 51.
[3] (Ankebût, 29/45)
[4] (bk. Gazalî, İhyau’l-ulum, 1/366 ; Tahricu ahadis’l-İhya-ihya ile birlikte-, a.g.y ; İmam Ahmed b. Hanbel,Müsned,V/447)
[5] Nesâî, Muhârebe, 2.; Tirmizî, Mevâkît 188. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 149; Nesâî, Salât 9; İbni Mâce, İkâmet 202
[6] Tirmizî, Îmân, 8; Nesâî, Işratü’n-Nisâ, 1; Ebû Dâvûd, Edeb, 78; Tirmizî, Tahâret, 1.
[7] Ebû Dâvûd, Salât, 26.; (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 33.)
[8] Ramûzu’l-Ehadis s. 361, 4460 hadis (Ebu Nuaym, İbn-i Ömer’den) Ayrıca bk. Hak Dini IV, 2731 (Yuns suresi 62. ayeti ile ilgili olarak Evliyaullah’a havf, hüzün olmayacağı açıklanırken benzer bir hadis-i şerifin mealinden söz edilir): Hayatu’s-Sahabe. II, 567-568 (iki uzun hadisle buradaki hakikata temas ediliyor.
[9] Ramûzu’l-Ehadis. s. 461. 5719 hadis. (İbn-i Asakir Bera b. Azib’den).
[10] Müslim 103, Nesei 1/286, 2/160, 161, Abdurrezzak 3/570, 571, Ahmed bin Hanbel Müsned 6/221
[11] (Taberi, İbn Kesir, Maide: 105. ayetin tefsiri)
[12] (Tirmizî, Fiten, 79)
[13] (Taberani, Hayatü’s Sahabe)
[14] (Müsned, 2/169; Darimi, Rikak, 13, 2/390)
[15] (İbn Hanbel, IV, 266.)

06 Mayıs 2020
Test

Form Gönderimi

Tamam

WhatsApp
Copyright © Sofa İç Mimarlık 2026 | Her Hakkı Saklıdır. ÜCRETSİZ KEŞİF 0312 000 00 00 WHATSAPP HATTI