PROJE DETAYI
اَعُوذُبِاللَّهِمِـنَالشَّيْطَانِالرَّجِيــمِ
بِسْــــمِاللَّهِالرَّحْمَـنِالرَّحِيـمِ
اُتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ
وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
صدق الله العظيم
Pek Kıymetli Müminler!
Bizleri yoktan var edip yaratan ve yaşatan,
Kendisine kul, Habibine sav Ümmet yapan
İslamla şereflendirip, Kalplerimizi imanla süsleyen Rabbimize Hamd olsun.
Bize Rabbimizi tanıtan, Kuranı anlatan
Mücdeci ve Münzir olan Efendimize salat ve selam olsun.
Allahın rahmeti bereketi Efendimizin âline ashabına ve bütün müminlerin üzerine olsun.Amin!
Değerli Cemaat!
Bu gün sizlere Namaz ve Namazın Mümin üzerindeki etkilerinden bahsedeceğim.
Nedir Namaz?
Namaz, İslâm’ın beş şartından biridir.
وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَارْكَعُواْ مَعَ الرَّاكِعِينَ
Kur'an’ın birçok yerinde;
“namazı kılınız ve zekâtı veriniz … " [1] diye emredilen namazın farziyeti, Kitap, Sünnet ve İcmâ ile sabittir.
Namaz: Dilimize Farsça’dan geçmiş olup; “Tâzim için eğilmek, kulluk, ibadet” anlamlarına gelmektedir.
Arapça‘’Salât’’ kelimesinin karşılığı olarak da: “Dua etmek, ibadet etmek, bağışlanma dilemek, yalvarmak” gibi mânalara gelmektedir.
Terim olarak “Salat” kelimesi; “tekbirle başlayıp, kıyamı, kıraatı, ruku ve secdesi olan, kade-i ahirinde selamla son bulan ruhi, bedeni ve kavli bir ibadettir.”
“Salat” kelimesinin çoğulu “Salavât’tır.”
“Salat” kelimesi İsmi Fail olarak, namaz kılan kişi anlamında “Musallî”, İsmi Mekan olarak da namaz kılınan yer manasında “Musallâ” olarak kullanılır.
Namaz, Kur'an'da doksandan fazla ayette zikredilir.
Namaz, hicretten bir buçuk yıl kadar önce Mi'rac (İsrâ) gecesinde farz kılınmıştır. Enes b. Mâlik'ten rivâyete göre özet olarak şöyle demiştir:
وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال:
فُرِضَتْ عَلى النَّبىِّ لَيْلَةً أُسْرِىَ بِهِ الصَّلاَةُ خَمْسِينَ،
ثُمَّ نَقَصَتْ حَتَّى جُعِلَتْ خَمْساً،
ثُمَّ نُوَدِى يَا مُحَمَّدٌ:
إنَّهُ لاَ يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَىَّ،
وَإنَّ لَكَ بِهذِهِ الخَمْسِ خَمْسِينَ.
Hz. Enes (r.a) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s)'a Mi'râc'a çıktığı gece elli vakit namaz farz kılındı. Sonra bu azaltılarak beşe indirildi. Sonra da şöyle hitap edildi:
"Ey Muhammed! Artık, nezdimde (hüküm kesinleşmiştir), bu söz değiştirilmez. Bu beş vakit, (Rabbinin bir lütfu olarak on misliyle kabul edilerek) senin için elli vakit sayılacaktır." [2]
Kuranı Kerimde Namazın farziyeti ifade edilirken;
فَاِذَا قَضَيْتُمُ الصَّلٰوةَ
فَاذْكُرُوا اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِكُمْ
فَاِذَا اطْمَاْنَنْتُمْ فَاَقٖيمُوا الصَّلٰوةَ
اِنَّ الصَّلٰوةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ كِتَابًا مَوْقُوتًا
"Namazı kıldığınızda, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavuştunuz mu namazı tam olarak kılın. Çünkü namaz, mü'minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır."
[3] Buyrularak Namazın vakitli bir ibadet olduğu vurgulanmıştır.
Hadisi Şerifte de,
عن عبداللّه بن عمر بن الخطاب (ر عنهما)، وقال له رجلٌ: ألاَ تَغْزُو؟ فقال: إنى سمِعْتُ رسُولَ اللّهِ يَقُولُ
إنّ الاسلامَ بُنِىَ علَى خمسٍ:
شَهادَةِ أنْ لاَ إلَهَ إلاّ اللّهُ،
وَأنّ مُحمّداً عَبْدُهُ وَرَسُولهُ،
وإقَامِ الصّلاَةِ، وَإيتاءِ الزَّكاةِ،وَحجِّ البَيْتِ،وصَوْمِ رَمَضَانَ
Abdullah İbnu Ömer İbni'l-Hattâb (r.a)'ın anlattığına göre, bir adam kendisine: Gazveye çıkmıyor musun?" diye sorar. Abdullah şu cevabı verir: "Ben Hz. Peygamber sav'i şöyle derken işittim, buyurmuştur:
"İslâm beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe'ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak" [4]
Namazın İslamın 5 temelinden biri olduğu zikredilmiştir.
صلوا كما ريتموني اصلي
“Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız, öylece namaz kılın.“[5]
Yüce Rabbimiz,
اُتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ
وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ
وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
‘’Sana vahyedilen Kitabı oku ve namazı kıl. Muhakkak kinamaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı bilir.‘‘ [6]
Yani Namaz Kılan Mümin, Namaz kılışıyla çevresindeki insanlara ve yaşadığı topluma şu mesajı vermektedir:
“Ey insanlar! Bilin ki ben bir Mümin’im. Günde beş defa, beni gören ve gözeten, bana imkan verip beni hesaba çekecek olan Alemlerin Rabbi, Allaha, O’nun emir ve yasaklarına uymam hususunda tekmil veriyorum.Ben hayatımın tamamını O’na adadım.
Ey İnsanlar! Bilin ki benden size, asla bir zarar gelmez.Bana inanın ve bana güvenin, çünkü Rabbim bana Mümin (güvenen ve güvenilen) diye isim koydu.
Aziz Müslümanlar!
Her birimiz namaz kılarken bu şuurla namazımızı kılmalıyız.İnanın ancak bu şuurla kılanan namaz kişiyi kurtarır ve dünya ve ahiret belalarına karşı bize kalkan olur.
Beş vakit namaz farz kılınmadan önce, Hz. Peygamber'in ibadet tarzı Cenâb-ı Hakkı ve O’nun yüceliğini tefekkür etmek şeklinde idi.Sabah ve akşam olmak üzere ikişer rekat namaz kıldığı da nakledilir.
Namaz sadece Muhammed Ümmetine farz kılınmamış bizden önceki Ümmetlere de farz kılınmıştır.
[7] Bu hususta Kuranı Kerimden bir kaç misal verelim.
Hz. İbrahim as ile alakalı olarak da;
رَبَّنَا اِنّى اَسْكَنْتُ مِنْ ذُرِّيَّتى بِوَادٍ غَيْرِ ذى زَرْعٍ عِنْدَ بَيْتِكَ الْمُحَرَّمِ
رَبَّنَا لِيُقيمُواالصَّلوةَ فَاجْعَلْ اَفْدَةً مِنَ النَّاسِ تَهْوى اِلَيْهِمْ
وَارْزُقْهُمْ مِنَ الثَّمَرَاتِ
لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
"Rabbimiz! Ben çocuklarımdan bir kısmını namazı dosdoğru kılmaları için, senin Beyt-i Haram'ının yanında, ekinsiz bir vadiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmını onlara meylettir. Ve onları bazı meyvelerle rızıklandır ki şükretsinler." (İbrahim, 14/37),
Hz. Şayb As’ın Namazı kafirlerin ağzından bakın nasıl anlatılıyor.
قَالُواْ يَا شُعَيْبُ أَصَلاَتُكَ تَأْمُرُكَ أَن نَّتْرُكَ مَا يَعْبُدُ آبَاؤُنَا أَوْ أَن نَّفْعَلَ فِي أَمْوَالِنَا مَا نَشَاء إِنَّكَ لَأَنتَ الْحَلِيمُ الرَّشِيدُ
“Dediler ki: Ey Şuayb! Babalarımızın taptıklarını (putları), yahut mallarımız hususunda dilediğimizi yapmayı terketmemizi sana namazın mı emrediyor? Oysa sen yumuşak huylu ve çok akıllısın!“ (Hûd, 11/87)
Bir taraftan kul ile Yaradanı arasında irtibat kurduran namaz aynı zamanda toplumun gidişatına yön veren ve ses çıkarttıran namaz.
Yine Hz. Mûsa'dan bahsedilirken,
اِنَّنى اَنَا اللّهُ لَا اِلهَ اِلَّا اَنَا فَاعْبُدْنى
وَاَقِمِ الصَّلوةَ لِذِكْرى
"Şüphe yok ki ben, ben Allah'ım, benden başka ilâh yoktur. O halde Bana ibadette bulun ve Beni anmak için namaz kıl." (Taha, 20/14)
Lokman as oğluna namazı emrederken;
يَا بُنَىَّ
اَقِمِ الصَّلوةَ
وَاْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ
وَاصْبِرْ عَلى مَا اَصَابَكَ
اِنَّ ذلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
‘’Ey Oğulcuğum! Namaz kıl, iyiyi emredip kötüden sakındır, başına gelene sabret; doğrusu bunlar azmedilmeye değer işlerdir.’’
[8]
Yani sen önce Namazınla Allaha bağlan ve nefsini arındır, sonra da namazından aldığın gücün ve sabrınla, toplumu hayra yönlendirmek için iyilikleri emret ve kötülükleri de yasakla ki Allah katında çok makbul bir iş yapmış olasın.
Kıymetli Müminler!
Bu hususta Peygamber Efendimizin şu Hadisi Şeriflerine de bir göz atalım.
Hz. Peygamber sav, Muaz b. Cebel ra'i Yemen'e Vâli olarak gönderirken ona görev alanıyla alaklı olarak şu talimatı vermiştir:
"Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun.
Onları ilk önce Allah'a kulluk etmeğe çağır. Allah'ı tanırlarsa,
Allah'ın onlara gecede ve gündüzde beş vakit namazı farz kıldığını söyle. Namazı kılanlarsa;
Allah’ın onlara, zenginlerinden alınıp yoksullara verilmek üzere zekâtı farz kıldığını söyle.
İtaat ederlerse, bunu onlardan al,
insanların mallarının en iyisini alma,
mazlumun bedduasından sakın. Çünkü onun duasıyla Allah arasında perde yoktur" [9]
وَمَا اُمِرُوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّهَ
مُخْلِصينَ لَهُ الدّينَ حُنَفَاءَ
وَيُقيمُوا الصَّلوةَ
وَيُؤْتُوا الزَّكوةَ
وَذلِكَ دينُ الْقَيِّمَةِ
"Oysa onlar, tevhid inancına yönelip, dini yalnız Allah'a tahsis ederek O'na kulluk etmek, namazı kılmak ve Zekâtı vermekle emr olunmuşlardır. İşte doğru din budur" (Beyyine, 98/5).
فَاَقيمُوا الصَّلوةَ وَاتُوا الزَّكوةَ
وَاعْتَصِمُوا بِاللّهِ هُوَ مَوْليكُمْ
فَنِعْمَ الْمَوْلى وَنِعْمَ النَّصيرُ
"Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah'a samimiyetle bağlanın. O, sizin mevlânızdır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır" (Hacc, 22/78).
Nasıl ki Zekat Müminler arasındaki bir bağ ise, Namaz da Kul ile Allah arasında bir bağdır. O halde kim Allah ile arasındaki bağı güçlendirmek istiyorsa Namazını ikame etmelidir.
Bir İnsana Namaz Ne Zaman Farz Olur?
Namaz ergenlik çağına gelmiş, akıllı her müslümanın üzerine farzdır. Efendimiz buyurdular ki:
وعن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قالَ(صعلم):
مُرُوا أوْلاَدَكُمْ بِالصّلاََةِ وَهُمْ أبْنَاءُ سَبْعٍ،
وَاضْرِبُوهُمْ عَلَيْهَا وَهُمْ أبْنَاءُ عَشْرٍ،
وَفَرِّقُوا بَيْنَهُمْ في المَضَاجِعِ
Amr İbnu'l-Âs (r.a) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s) buyurdular ki:
"Çocuklarınıza, onlar yedi yaşında iken namazı emredin. On yaşında olunca namaz(daki ihmalleri) sebebiyle onları (hafifçe) dövün, yataklarını da ayırın."[10]
“Namaz dinin direği, ibadetlerin en üstünüdür.“ Yüce Allah'a karşı en önemli ibadet görevimiz günde beş defa kıldığımız namazlarımızdır. Erginlik çağına gelen, akıllı her müslümana günde beş vakit namaz kılmak farzdır.
Namaz, bizi yaratan, yaşatan, sayısız nimetleri veren yüce Allah'a karşı bir kulluk görevimizdir.
Namaz kılanlar, Allah'ın emrini yerine getirerek, kulluk borçlarını ödemiş ve Allah'ın hoşnutluğunu kazanmış, dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmuş olurlar.
Kıymetli Müslümanlar!
Allahın yarattığı her şey kendi lisanıyla Rabbini zikrederler. Bu husus Kuranda şöyle ifade edilmektedir:
تُسَبِّحُ لَهُ السَّموَاتُ السَّبْعُ وَالْاَرْضُ وَمَنْ فيهِنَّ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه وَلكِنْ لَا تَفْقَهُونَ تَسْبيحَهُمْ اِنَّهُ كَانَ حَليمًا غَفُورًا
‘’Yedi gök ve yer ve bunların içinde bulunanlar O’nu tesbih ve tenzih ederler. Hiçbiri hariç olmaksızın hepsi O’na hamd ile tesbih eder. Fakat siz onların tesbihini iyi anlamazsınız. O, hakikaten Halkimdir, Yarlığayıcıdır.‘‘ (İsra, 17/44)
Bir diğer Ayeti Celilede ise,
اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّهَ يُسَبِّحُ لَهُ مَنْ فِى السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ وَالطَّيْرُ صَافَّاتٍ كُلٌّ قَدْ عَلِمَ صَلَاتَهُ وَتَسْبيحَهُ وَاللّهُ عَليمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ
Görmez misin ki, göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kanat çırpıp uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini? Her biri kendi tesbihini ve duâsını bilmiştir. Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilir. (Nur, 24/41)
Hatta nasıl ki Namaz kılan Müslümanlar namazlarında kıyam, rüku, secde ve ka’de yaparken uzanıp kısalıyorlarsa cisimler de gölgeleriyle Allah’a hususi bir teslimiyet ve ibadet kastı ile her gün uzanıp kısalırlar.
NAMAZLARI CEMAATLE EDA ETMEK VE NAMAZIN İŞLEVİ
Kıymetli Müminler!
Namazın kişiyi kötülükten ve fuhşiyyattan uzak tuttuğunu, kişiyi Yüce Yaratıcıya bağladığından bahsetmiştik.
Biraz da namazın toplumsal hayata etkisinden bahsedelim.
Namazın cemaatle edası müekked sünnetlerdendir.
Ø Yani Namazla müslümanlar her gün beş defa bir imamın ardından toplu halde namazlarını eda ederler. Imam Kurandan okurken cemaat susar ve Fatihanın ardından ‘‘Amin‘‘ der.
Ø Aslında bu, toplumu yöneten insanlar Kuran ve sünnetle hüküm verdikleri müddetçe, cemiyetin buna tabi olması anlamına da gelir.
Safların Düzeni Ile Alakalı Hadisi Şerifler:
“Saflarınızı düz tutunuz. Omuzları bir hizaya getiriniz. Aralıkları kapayınız. Saf düzeni için elinizden tutup çeken kardeşlerinize yumuşak davranınız. Şeytanın girebileceği boşluklar bırakmayınız. Allah, safları bitişik tutanların gönlünü hoş eder. Safları bitişik tutmayanlara Allah nimetlerini lutfetmez.” [12]
“Saflarınızı sık tutunuz. Safların arasını yanaştırınız. Boyunlarınızı bir hizâya getiriniz. Canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, saffın boş kalmış aralıklarından şeytanın bodur, kılsız siyah koyun gibi girdiğini görüyorum.” [13]
"Safları düz tutunuz. İleri geri durmayınız. Sonra kalpleriniz de birbirinden farklı olur. Aklı başında ve bilgili olanlarınız benim arkamda, onlardan sonra gelenler daha arkada, daha sonra gelenler daha arkada dursunlar."[14]
"Saflarınızı düzeltiniz, yoksa Allah Teâlâ'nın aranıza düşmanlık sokacağını iyi biliniz."[15]
Ø Yukarıdaki hadisi Şerifleri incelediğimizde namaz içinde safların sık tutulması, asla boşluk bırakılmaması, safların sık tutulmasında Allah’ın rahmeti, gevşek tutulduğunda ise şeytanın o boşlukları doldurduğunu anlıyoruz. Yine aynı zamanda İslam Toplumunda insanların birbirinden uzak durması halinde, şeytanın fitne ve fesadına bir gönderme yapılarak;‘eğer namazı ve cemaati terkeder yada aranızı açık tutarsanız, büyük bir fesada uğrarsınız. Hatta idarecileriniz de istikametini şaşırır. Böylece toplumsal olarak fesada sürüklenirsiniz.‘ mesajı verilmekte.
Merhum Mehmet Akif ERSOY’un
Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,
Toplu vurdukça gönüller, onu top sindiremez.
Sen, ben desin efrat, aradan vahdeti kaldır.
Milletler için, işte kıyamet o zamandır. Dizelerinde işaret edilen bu tehlike Allahın Mescidlerinde O’nun Kitabı okunarak yapılan bir ibadetle ortadan kaldırılmaktadır.
Ø Yine Müslümanların Namazlarıda aynı istikamete yönelmeleri ile de toplumsal hedef ve istikamette yön birliği sağlanmış olmaktadır.
Böylece Namaz, Sağlam bir İslam Toplumu inşa etmiş olur.
Yüce Rabbimiz:
مَنْ جَاءَ بِالْحَسَنَةِ فَلَهُ عَشْرُ اَمْثَالِهَا
وَمَنْ جَاءَ بِالسَّيِّئَةِ
فَلَا يُجْزى اِلَّا مِثْلَهَا وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
“Her kim bir iyilik ile gelirse kendisi için onun on misli vardır. Ve her kim bir kötülük ile gelirse o ancak onun misli ile cezalandırılır. Ve onlar zulme uğramazlar.“ (En’am, 6/160)
Peygamber Efendimiz buyurdular ki:
وعن ابن عُمَرَ رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ:
صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ أفْضَلُ مِنْ صَلاَةِ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرينَ دَرَجَةً،
وَرُوِيَ بِخَمْسٍ وَعِشْرِينَ.
İbnu Ömer (r. anhümâ) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s) buyurdular ki:
"Cemaatle kılınan namaz münferid kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür."
"Yirmi beş derece" diye de rivayet edildi."[16]
Süleyman Çelebi buna işaretle;
Sen ki, mirac eyleyüb ettin niyaz
Ümmetin miracını kıldım namaz, beytini irad etmiştir.
Aziz Müminler!
Namaz, aynı zamanda her bir müslüman için, arınma ibadetidir.
Efendimiz sav:
“Bir kimse evinde güzelce temizlenir, sonra Allah’ın farzlarından bir farzı yerine getirmek için Allah’ın evlerinden birine giderse, attığı adımlardan her biri bir günahı silip yok eder; diğer adımı da onu bir derece yükseltir.” [17]
Yine namaz aynı zamanda toplumu kötülerden ve kötülüklerden arındırma ve koruma işlevi görmektedir.
Hz. Şuay as’ın namazı gibi.
NAMAZDAKİ TESBİHAT VE ZİKİRLER
Mü’minlerin namazdaki hareketlerine bakalım: Müslüman Yönünü Allah cc’ın emri üzere Kabeye çevirmiştir. Önce ayakta durur, ellerini kaldırır ve اللّهُ أكْبَرُ (Allah en büyük) der. Böylece Allah’tan başka her şeyden vazgeçer ve O’nun iradesine boyun eğer. Rabbinin azametine hamd-u senada bulunduktan sonra, ilahi azamet karşısında kendisini o kadar mütevazı hisseder ki, eğilir ve hürmet ifadesi olarak başını indirerek
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمِ
‘’Yegane azamet sahibi olan Rabbimin şanını yüceltirim’’der.
Sonra kalkar ve kendisini hidayete eriştirdiği için Allah’a hamd eder,
سَمِعَ اللّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ، اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الْحَمْدُ
‘‘Allah kendisine hamd edeni işitti, Ey Allahım hamd sanadır‘‘ der; ve secdeye kapanır, kemal-i tevazu ile başını yere koyar ve
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْاَعْلَى
‘’Yegane yüce olan Rabbimin şanını yüceltirim’’ der.
قال رسولُ اللّهِ:
إذَا رَكَعَ أحَدُكُمْ فلْيقُلْ ثَلاثَ مَرَّاتٍ:
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَظِيمِ، وَذلِكَ أدْنَاهُ،
وَإذَا سَجَدَ فلْيقُلْ:
سُبْحَانَ رَبِّىَ الْاَعْلَى ثلاَثاً، وَذلِكَ أدْنَاهُ.
İbnu Mes'ud (r.a) anlatıyor:
"Resûlullah (a.s) buyurdular ki: "Sizden biri rükû edince üç kere "Sübhâne rabbiyel azîm (Büyük Rabbim (her çeşit kusurdan) münezzehdir" desin. Bu, en az miktardır.
Secde yapınca da üç kere "Sübhâne Rabbiye'l a'lâ" desin. Bu da en az miktardır." [18]
Sonra bu hareketleri tekrar ederek, Allah’ın huzurunu, O’nunla doğrudan doğruya ve şahsen karşılaşmak için O’nun yardımını diler. İki varlık karşılaştığı zaman, daima bir selam alış-verişi vardır, Müslüman bizzat Hz. Peygamberin miraçta Allah ile arasında geçmiş olan karşılıklı selamlaşma tabirlerini kullanır (Tahiyyat’ı okur).
وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: عَلَّمَنِى رَسُولُ اللّهِ التَشَهُّدَ، كَفِّى بَيْنَ كَفّيْهِ كَمَا يُعَلِّمُنِى السُّورَةَ مِنَ الْقُرآنِ:
التَّحِيَّاتُ للّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ،
السَّلاَمُ عَلَيْكَ أيُّهَا النّبىُّ وَرَحْمَةُ اللّهِ وبَرَكَاتُهُ،
السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلى عِبَادِ اللّهِ الصَّالِحِينَ،
أشْهَدُ أنْ لاَ إلهَ إلاّ اللّهُ وَأشْهَدُ أنّ مُحَمّداً رَسُولُ اللّهِ.
İbnu Mes'ud (r.) anlatıyor: "Rasûlullah (a.s) bana, avucum avuçlarının içinde olduğu halde, Kur' ân'dan sûre öğretir gibi teşehhüd'ü öğretti."
"Dil, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a mahsustur.
(Et-Tahiyyât,kavlî ibadetlerdir;
Es-Salavât ise fiilî ibadetlerdir,
Et-Tayyibât da mâlî sadakalardır.)
Ey Nebi, sana selamolsun, Allah'ın rahmet ve bereketleri de senin üzerine olsun.
Selam bizim üzerimize ve Allah'ın sâlih kulları üzerine de olsun.
Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur, yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın Resulüdür."
Namaz içinde söylemiş olduğumuz Kelimei Şehadetle Allah ve Rasülüne olan imanımızı, tabiri caizse,O’nun huzurunda bizzat O’na bir kez daha yenilemiş, tecdidi iman yapmış oluyoruz.
İşte İslam’da insanın en fazla yükselişi, hem de günde beş defa olmak üzere, Cenab-ı Hakk’ın huzurunda oluşu ve Hz. Muhammed’in miracının hatırası olarak Allah tarafından mü’minlere hediye edilen namaz budur. (İbadetler İlmihali, Doç. Dr. Vecdi Akyüz, C.1, s.89-91)
Bütün bu hayır ve bereketlerin namazda kazanılması için namaz kılanın da huşu içerisinde olması gerekir. Çünkü Allahü Teala Müminun Suresinde,
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ
اَلَّذٖينَ هُمْ فٖى صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ
“Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.‘
‘[19]
Bir Allah Dostuna Sordular:
“–Bir kul, namazda nasıl huşûa erer?”
O da cevâben:
“–Dört şeyle, buyurup şunları beyân etti:
1. Helâl lokma,
2. Abdest sırasında gafletten uzak durmak,
3. İlk tekbîri alırken kendini huzûrda bilmek,
4. Namaz dışında da Hakk’ı aslâ unutmamak, yâni namazdaki huzûr, sükûn ve mâsiyetten uzakta durma hâlini namazdan sonra da devâm ettirebilmek.”
BİR HİKAYE
Adamın birisi Behlül Dana’ya, Huşu’nun ne olduğunu sormuş. O da adama hiç unutmaması için bakın huşuyu nasıl anlatmış.
Kadı‘dan iki tane zabıta görevlisi ister ve onlara, bu adama bir oyun oynamalarını ister. İki zabıta adamı tutuklarlar ve Sultan hakkında kötü düşündüğü ihbar edildiğini ve cezasının da idam olduğunu ancak bir tas sütü şehrin içinde hiç dökmeden taşıması halinde affolacağını söylerler. Zabıtalar adamı pazaryerinden geçirirler ki orada kavga eden insanlar da vardır. Bir düğün alayının yanından da geçerler ki orada eğlenen nara atan gençler vardır. Daha nice bu benzer yerlerden geçen adam, nihayet sütü dökmeden son hedefe varmıştır. Kan ter içinde kalan adam kelleyi kurtarmanın huzur ve mutluluğunu yaşarken, Behül Dana adamın yanına gelir ve ona, süt tası elinde dolanırken, nerelere uğradığını ve kimleri gördüğünü sorar. Adamsa, süt tasından başka hiç kimseyi görmediğini ve nerelere uğradığını da hatırlamadığını söyler.
Bunun üzerine Behlül Dana işte, nasıl ki kendi meşgalenden ve kelleyi kurtarmak için kendi işinden, başka hiç bir şeyi düşünmedin ve hatırlamıyorsan, Huşu da Allahın azabından kurtulmak için, sadece kendi amellerinle uğraşıp, başka hiç kimsenin amellerini görmemendir.‘der
Evet Aziz Dostlar!
Allahın bizden istediği huşu da bu olsa gerek. Namazı bu huşu ile kılmak ve hayatı bu hal üzre sürdürmek.
NAMAZ KILMAYANLAR DURUMLARI
مَا سَلَكَكُمْ فٖى سَقَرَ
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلّٖينَ
"Sizi Sekar'a (cehenneme) ne soktu? Derler. Onlar şöyle derler: "Biz namaz kılanlardan değildik."
[20]
فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ
اَضَاعُوا الصَّلٰوةَ
وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ
فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا
“Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar; nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekecekler.“
[21]
Yani Namazın terkedilmesiyle Allah cc ile olan bağ koparılır. Allah cc ile bağını çözenlerin bağı ve bağlantısı ise şeytan ve hevası ile olacak. Böylece şehvetlerinin esiri olup cehennemi boylarlar.
Yine hepimizin çok iyi bildiği Maun Suresınde de Rabbımiz namazlarını şeklen kıldığı halde, namazıyla ruh ve ahlakını şekillendiremeyen insanları da şöyle uyarmaktadır:
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّٖينَ
اَلَّذٖينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
اَلَّذٖينَ هُمْ يُرَاؤُنَ
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
‘’Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,Onlar namazlarını ciddiye almazlar.Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.Ufacık bir yardıma bile engel olurlar
.‘‘
[22]
إنَّ بَيْنَ الرَّجُلِ وَبَيْنَ الشِّرْكِ وَالكُفْرِ تَرْكَ الصَّلاةِ.
Cabir ra şöyle dedi. Rasûlullah sav’i şöyle derken işittim.
“Gerçekten kişi ile küfür ve şirk arasındaki fark namazı terk etmektir.”[23]
İmamı Azama nisbet edilen şu veciz söze bir kulak verelim:
Namaz kılmayan kafir olmaz,
Ancak namazı kafirler kılmaz.
اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَاُولٰئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْپًا
جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتٖى وَعَدَ الرَّحْمٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ اِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَاْتِيًّا
“Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz O'nun va'di kesinlikle gerçekleşir
.“[24]
Şeyh Şamil Ruslarla yaptığı savaşlardan birinde çok ciddi yara alır ve yirmi gün kadar baygın yatar. Uyandığında annesini başında gören O büyük komutanın annesine sorduğu ilk soru,
‘’Anne namaz vakti geçti mi’’ olmuştur. Ne büyük Adamsın ey Şeyhlerin Mücahid Şeyhi.
ÖZET
Değerli Kardeşlerim!
Konumuzu özetleyecek olursak;
1. Namaz Allah'ı Zikir Ve Ona Olan Güvenin Beyanıdır.
فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ
O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin. (Bakara, 2/152)
2. Namaz Dinin Direğidir
الصَّلاةُ عِمَادُ الدِّينِ
Efendimiz (a.s); "Namaz dinin direğidir." buyurdu. (Beyhaki, Sünen)
3. Namaz Verilen Nimetlere Karşı Allah'a Bir Teşekkürdür
لَئِن شَكَرْتُمْ لأَزِيدَنَّكُمْ وَلَئِن كَفَرْتُمْ إِنَّ عَذَابِي لَشَدِيدٌ
“Eğer şükrederseniz, elbette (nimetlerimi) artıracağım” (İbrahim, 14/7)
4. Namaz Vaktin Planlı Kullanılmasını Öğretir
Namazla bir günü beş parçaya bölen müslümana, ömrünü kullanırken de plan yapmasını, kademeli olarak başarıya odaklanmasını istemektedir.
5. Namaz Bütün Müminlerin Allahın Huzurunda Eşit Olduğunu Hatırlatır.
Namaz; zengini fakiri, âmiri memuru ve her seviyedeki insanı camide yanyana getirir ve insan olarak Allah katında eşit olduklarını, aralarında insan olmak bakımından bir fark olmadığını öğretir.
Ebu Leheb, Ebu Talib'in vefatından sonra Peygamber Efendimizi Onu Himaye etmek niyeti ile yanına çağırır.
Amcasının davetine icabet eden Hz. Peygamber'e,Ebu Leheb şu soruyu sorar:
“Ben Müslüman olursam bana ne var?”
Hz. Peygamber de ona:
“Herkese ne varsa, sana da o var?”
“Beni herkesle bir tutan din olmaz olsun!”
6. Namaz Müminin Mîracıdır
O yükseliş ki, dünya ve içindekilerin yükünden ve bağından kurtularak, insanın,kendini katına ve rızasına çağıran Rabbinin emrine uyarak, yaratıldığı ilk günkü gibi temiz olması ve temizlenebilmesidir.
7. Namaz Sağlığı Olumlu Şekilde Etkiler
İslâm dini temizliğe büyük önem vermiş, namazın sahih olabilmesi için beden, elbise ve mekan temizliğini şart koşmuştur.
8. Kıyamet Günü İlk Soru Namazdan Olacaktır.
İnsanlar öldükten sonra dirilecekler ve Allah'ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceklerdir. O gün Müminlere ibadetlerden ilk sorgulama namazdan olacaktır.
Nitekim Peygamberimiz şöyle buyurmuştur;
إِنَّ أَوَّلَ مَا يُحَاسَبُ بِهِ الْعَبْدُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عَمَلِهِ صَلاَتُهُ
فَإِنْ صَلُحَتْ
فَقَدْ أَفْلَحَ وَأَنْجَحَ
وَإِنْ فَسَدَتْ فَقَدْ خَابَ وَخَسِرَ
“Kulun kıyamet gününde, hesabı ilk önce sorulacak ameli namazdır. Eğer namazı dürüst çıkarsa kurtulmuş ve kazanmıştır. Eğer namazı düzgün çıkmazsa kaybetmiştir.” [25]
Böylece kişi günde beş defa o büyük hesap gününe hazır olup olmadığını da kontroledecektir.
9. Namaz Günahlara Kefarettir.
Namaz öyle faziletli bir ibadettir ki, iki namaz arasında işlenen günahların silinmesine vesile olur.
Peygamberimiz (a.s) bu konuda buyuruyor ki:
وعن أَبي هُريرة رضي اللَّه عنهُ أَنَّ رسول اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قال : «الصَّلواتُ الخَمْسُ، والجُمُعةُ إِلى الجُمُعَةِ ، كفَّارةٌ لما بَيْنهُنَّ ، ما لم تُغش الكبَائِرُ » رواه مسلم .
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Büyük günahlardan kaçınıldığı müddetçe, beş vakit namaz ile iki cuma, aralarında işlenen küçük günahlara keffârettir.” [26]
BİR ŞİİR
Namaz kıl kardeşim,bil ki bütün huzur burda
Namazla yürüyenler girer uhrevi yurda
Namazın ne olduğunu Rasüle bir sorda
Der ki: Hakk bağın Namaz ise, bırakmaz darda
Peygambere biad, Halık‘a ahiddir namaz
İmana en büyük delil, hem şahiddir Namaz
Mümin için Mahşerde ilk sualdir Namaz,
Cevabın verene İlahi Moraldir Namaz
Hz. Âişe Validemiz ra anlatıyor: "Bir gece uyandığımda, Allah Rasûlü'nü yanımda göremedim. Aklıma, diğer hanımlarından birinin yanına gitmiş olabileceği ihtimali geldi. El yordamıyla etrafı yokladım. Elim ayağına dokundu. O zaman Allah Resûlü'nün namaz kılmakta olduğunu anladım. Başı secdedeydi. Kulak verdim, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve şöyle yakarıyordu:”
"Allah’ım! Senin gazabından senin rızana sığınırım.İkabından affına sığınırım.Allah’ım! Başka değil, senden yine sana sığınırım. Zâtını senâ ettiğin ölçüde, seni senâ etmekten âciz olduğumu itiraf ederim."[28]
"Senin komşuluğun, yakınlığın, azizliktir. Senin senâ ve övülmen, yücedir. Senin ordun mağlup edilemez. Sen vaadettiğin şeyde, vaadinden dönmezsin. Senden başka ilâh, senden başka mâbud da yoktur." [29]
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ
وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Yaşar Kapkara
Vezirköprü Cezaevi Vaizi
2014 Vezirköprü