Regaib Gecesi

RECEB AYI (KAMERİ 7. AY)

Kıymetli Dostlar!

Vaazımızın bu bölümünde öncelikle üç ayların içerisinde bulunan aylardan ve bu aylarda bulunan önemli gecelerden bahsetmek istiyorum. Üç aylar Recep ayı ile başlamaktadır. Recep ayı ise, İslam gelmeden önce

Araplar arasında haram aylardan sayılan ve kendisine hürmet gösterilen bir aydı. İslam Diniyle beraber bu aya verilen hürmet devam etmiş, Allah-u Teala Recep ayını haram aylardan saymıştır.
Recep ayında bulunan iki mübarek gece ise bu aya ayrı bir değer katmaktadır. Recep ayının ilk Cuma gecesi Regaib, yirmi yedinci gecesi ise Miraç’dır. 

İçindekiler

REGAİB GECESİ: (RECEP İLK CUMA AKŞAMI)                                                  

Hicrî takvime göre 7. ay olan Recep Ayının ilk Cuma gecesidir. Regaib ile müminler bu önemli aylara giriş yapmaktadır.

Sözlükte “kendisine rağbet edilen, yönelinen şey, bol ve değerli bağış” anlamındaki “ragībe”nin çoğulu olan “regāib” kelimesi hadis ve fıkıh literatüründe “bol sevap ve mükâfat, faziletli amel”, özellikle Mâlikî fıkıh kaynaklarında sünnetin mukabili olarak “müstehap, nâfile ibadet” mânalarında kullanılmaktadır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Öncelikle bugün içinde bulunduğumuz halin, ferdi ve toplumsal rağbetimizin ne olduğunu ortaya koyalım.

Bu konudaki birçok Hadisi Şerifi de hatırlamak, halimizin anlaşılması açısından çok da faydalı olacak.

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيهِ وَسَلَّمَ: "سَيَأْتِي زَمَانٌ عَلَى أُمَّتِي يُحِبُّونَ خَمْسٌ وَيَنْسَونَ خَمْسٌ
يُحِبُّونِ الدُّنْيَا: وَيَنْسَؤنَ الْأَخِرَةَ: وَيُحِبُّونَ الْمَالَ: وَيَنْسَوْنَ اْلحِسَابَ :
وَيُحِبُّونَ الْمَخْلُوقَ: وَيَنْسَونَ الخَالِقُ: وَيُحِبُّونَ اْلقُصُورَ: وَيَنْسَونَ الْقُبُورَ: وَيُحِبُّونَ اْلمَعْصٍيَةَ :وَيَنْسَونَ التَّوْبَةَ

A)
 Öyle bir gün gelecek ki Ümmetim şu 5 şeyi unutacak, şu 5 şeyi de sevecek
1. Dünyayı sevecek - Ahireti unutacak
2. Malı sevecek - Hesabı unutacak
3. Mahlukatı sevecek - Yaratıcıyı unutacak
4. Günahları sevecek - Tevbeyi unutacak
5. Köşkleri sevecek - Mezarları Unutacak!

عن ثوبان رضي الله عنه قال: قال رسول الله – صلَّى الله عليه وسلَّم«يُوشِكُ الأُمَمُ أَنْ تَدَاعَى عَلَيكُمْ كَمَا تَدَاعَى الأَكَلَةُ إِلَى قَصْعَتِهَا». فقال قائل: ومِن قلَّةٍ نحن يومئذٍ؟ قال «بَلْ أَنتُمْ يَومَئِذٍ كَثِيرٌ، وَلَكِنَّكُمْ غُثَاءٌ كَغُثَاءِ السَّيْلِ، وَلَيَنْزِعَنَّ اللهُ مِنْ صُدُورِ عَدُوِّكُمْ المَهَابَةَ مِنكُمْ، وَلَيَقذِفَنَّ اللهُ فِي قُلُوبِكُمُ الوَهَنَ» فقال قائل: يا رسول الله! وما الوَهَن؟ قال: «حُبُّ الدُّنيَا وَكَرَاهِيَةُ المَوتِ

B) “Vehn/Zaaf da Nedir, Ey Allâh’ın Rasûlü?”

Hazret-i Sevban ra anlatıyor:
Rasûlullah sav Efendimiz:
“–Yabancı kavimlerin, yiyicilerin birbirlerini sofralarına dâvet ettiği gibi, birbirlerini sizin üzerinize çullanmaya çağıracakları zaman yakındır!” buyurmuşlardı.
Orada bulunanlardan biri: “–O gün sayıca azlığımızdan dolayı mı bu durum başımıza gelecek?” diye sordu.
Allah Rasûlü sav Efendimiz:
“–Hayır, bilâkis o gün siz çok olacaksınız. Lâkin sizler, bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize Vehn/zaafı atacak!” buyurdular.
“–Vehn/Zaaf da nedir, ey Allâh’ın Rasûlü?” denildi.
“–Dünya sevgisi ve ölümden hoşlanmama duygusu!” buyurdular.

C) “Öyle bir zaman gelir ki kişi malını helâlden mi, haramdan mı kazandığına hiç aldırış etmez.” (Buhârî, Büyû, 7, 23)

D) “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki fâiz yemeyen hiç kimse kalmayacak! Kişi doğrudan yemese bile ona tozundan (Ebû Dâvûd’un bir rivâyetinde “buharı” şeklinde geçmektedir.) bulaşacak.”

E) “Öyle bir zaman gelecek ki doğru söyleyenler yalanlanacak, yalancılar ise doğrulanacak. Güvenilir kimseler hâin sayılacak, hâinlere güvenilecek. Kişi kendisinden şahitlik etmesi istenmediği hâlde şahitlik edecek, yemin etmesi istenmediği hâlde yemin edecek.
İnsanların dünyada en mes’ûd olanı, Allâh’a ve Rasûl’üne îmân etmeyen alçak oğlu alçak olacak!”

F) “Öyle bir zaman gelecek ki insanlar iyiliği tavsiye etmeyecek, kötülükten de sakındırmayacaklar.”

G) Rasûlullah sav bir gün:
“–Gençlerinizin fıska düştüğü, kadınlarınızın azdığı zaman hâliniz nice olacak ey insanlar?” diye sormuştu.
Yanındakiler hayretle: “–Ey Allah’ın Rasûlü, böyle bir şey olacak mı?” dediler.
“–Evet, hatta daha beteri!” buyurdu ve devam etti:
“–Emr bi’l-ma’ruf ve nehy ani’l-münkeri terkettiğiniz zaman hâliniz nice olacak?” diye sordu.
Yanındakiler hayretle: “–Yâ Rasûlallâh, bu olacak mı?” dediler.
“–Evet, hatta daha beteri!” buyurdular ve devam ettiler:
“–Ma’rufu münker, münkeri de ma’ruf olarak gördüğünüz zaman haliniz nice olacak?”

H) “Rasülullah sav Bize İsabet Edecek Fitnelerden Allâh’a Sığınıyor”

Abdullah bin Ömer ra şöyle der:
Rasûlullah sav bize yönelerek şöyle buyurdu:
“Ey Muhâcirler cemaati! Beş şey vardır ki, onlarla mübtelâ olduğunuzda, ben sizin o şeylere erişmenizden Allâh’a sığınırım. Onlar şunlardır:
1. Bir milletin içinde zinâ, fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlediğinde, mutlakâ içlerinde vebâ hastalığı ve onlardan önce yaşamış milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.
2. Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet, mutlakâ kıtlık, geçim sıkıntısı ve başlarındaki hükümdarların zulmü ile cezalandırılır.
3. Mallarının zekâtını vermekten kaçınan her millet, mutlakâ yağmurdan mahrum bırakılır (kuraklıkla cezalandırılır) ve hayvanları olmasa onlara yağmur yağdırılmaz.
4. Allâh’ın ahdini (emirlerini) ve Rasûl’ünün ahdini (yaptığı anlaşmaları ve Sünnet’ini) terk eden her milletin başına, Allah mutlakâ kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder ve düşman, o milletin elindekilerin bir kısmını alır.
5. İdarecileri Allâh’ın Kitâbı ile amel etmeyip, indirdiği hükümlerden işlerine geleni seçtikçe, Allah onların hesâbını kendi aralarında görür (fitne, fesat ve anarşi belâsına mâruz kalırlar).”

İ) Kişi Küçük Bir Dünyalığa Dinini Terk edecek

أبو هريرة ــ رضي الله عنه ــ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلّى الله عليه وسلّم قَالَ: (بَادِرُوا بِالأَعْمَالِ فِتَناً كَقِطَعِ اللَّيْلِ الْمُظْلِمِ، يُصْبِـحُ الرَّجُلُ مُؤْمِناً وَيُمْسِي كَافِراً، أَوْ يُمْسِي مُؤْمِناً وَيُصْبِـحُ كَافِراً، يَبِيعُ دِينَهُ بِعَرَضٍ مِنَ الدُّنْيَا) .
Ebû Hureyre ra’den,
Peygamber sav:
''Salih amelleri işlemeye, yâni Allah'ın sevdiği, razı olduğu, güzel amelleri işlemeye gayret gösterin, koşuşun, acele edin! "Başınıza karanlık gecenin, etrafı örten, kapkara karartan gecenin parçaları gibi fitneler gelecek." ''Adam sabaha mü'min olarak çıkar, akşamladığı zaman, kâfir olarak akşamlar. Mümin olarak akşama girer kafir olarak sabahlar. Az bir dünya menfaati karşılığında, dinini satar," buyurmuştur.

Hadisi Şeriflerden de Anlıyoruz ki Bu Günün Müslümanlarının Rağbetlerini Aşağıdaki Gibi Özetleyebiliriz:

Dünya Ve İçindekilere
Makam Ve Mevkilere
Şan Ve Şöhrete
Marka Ve Modaya
Fert Ve Toplum Hayatında Batıyı Taklite
Kılık Ve Kıyafette Yabancılaşmaya
Etiket Ve Kariyerlere
Şehvet Ve Zinanın Teşvikine
Nikâh Ve Ailenin Değersizleştirilmesi
Haram Ve Şüpheli Şeylere
Faiz Ve Daha Çok Biriktirmeye
Kazanç Ve Servette Kemmiyetin Öne Çıkmasına
Şirk Ve Bidatlere
Günah Ve Hurafelere
Din Ve Mukaddesatın Kişi /Grup Menfaatına İstismara
Irk Ve Grup, Mezhep, Cemaat, Parti Taassubuna

Ve daha neler, neler…

Aziz Kardeşlerim!


Aşağıda vereceğimiz şu üç Âyeti bir düşünelim.

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ لَمْ يَكُ مُغَيِّرًا نِعْمَةً اَنْعَمَهَا عَلٰى قَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْۙ وَاَنَّ اللّٰهَ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌۙ
“Bu (ceza)nın sebebi şudur: Bir topluluk, kendilerinde bulunan (güzel ahlâk)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği bir nimeti/güzel bir durumu değiştirmez. Allah, şüphesiz hakkıyla işitendir, bilendir.” (Enfal, 8/53)

Âyet-i Kerîmede görüldüğü gibi, toplumsal değişmenin, çöküş ve azabın sebebi, fertlerin kendi iradeleriyle inanç, ahlâk ve yaşayışlarını bozmuş olmalarıdır. İyi, saadetli toplum olmamız için de halimizi ve yaşantımızı Allah’ın emir ve yasaklarına uyarlamamız lazımdır.

“O (insanoğlu)nun önünde, arkasında takip eden (melekler) vardır ki Allah’ın emriyle onu korurlar. Muhakkak ki bir toplum özlerini (iç dünyalarını ve güzel ahlaklarını) değiştirip bozmadıkça, Allah da onların durumunu değiştirip bozmaz. Allah (emirlerinden yüz çeviren) bir kavme bir kötülük dileyince, artık onu geri çevirecek yoktur. Onlar için O’ndan başka bir velî (koruyup yardım eden) yoktur.” (Rad, 13/11)

وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ شَد۪يدُ الْعِقَابِ
“ ………. İyilik ve takvâ (Allah’ın emirlerine uygun yaşama/karşı gelmekten sakınma)da yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah’tan korkun! Şüphesiz Allah’ın, (emirlerini çiğneyenlere karşı) cezası çok şiddetlidir.” (Maide, 5/2)

Kıymetli Gençler!

Rabbimiz, biz Kullarının küfür ve isyana düşmesini istemez. Aksine İmana, İslama, Salih Amellere, hayra meyletmesini ister.
Yukarıda geçen Âyeti Kerimelerle birlikte, aşağıdaki Âyeti Kerimeleri bir tefekkür edelim:
فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ
“Bir işten boşalınca hemen başka bir işe yönel ve Rabbine rağbet et.” (İnşirah, 94/7,8)

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۚ . وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَۜ اِنّ۪ي لَكُمْ مِنْهُ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌ
“Allah ile beraber başka bir ilâh edinmeyin. Gerçekten ben, size, Allah tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.” “O halde Allah'a koşun. Çünkü ben, size O'nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.” (Zariyat, 51/50)
(Zariyat, 51/51)

Allahtan Cennet İsteyen Kıymetli Kardeşler!

Önümüzde Kuranı Kerim, Rasülullahh sav’in Sünneti, Doğruyu veYanlışı bizzat Rasülullah’tan öğrenmiş Ashabı Güzin bulunmakta.

Dini Mübini İslamı Vahyin tazeliğinde an be an, gün be gün, Rasülullahın rehberliğinde, Ashabı Kiram yaşadı.

Yüzünü ve Kalbini Cennete çevirmiş, lebbeyk Ya Rasülullah, buyur Rabbim diyen bir kul, en karlı Rağbetini Ashabı Kirama bakarak yapabilir.

Peki Bir Müminin Rağbeti Nelere Olmalıdır?

1. An’a /El’ên Ve Elindekilerin Kıymetini Bilmek, Teşekkür
2. İman Ve İman Hakikatlerine
3. Salih Ameller Ve Mahiyeti
4. Farz Ve Haramlara Riayet Etmeye
5. Tevbe Ve Yenilenmeye
6. Namaz Ve Namazın Hikmetlerine
7. Sünnet Ve Nafileleri Artırmaya
8. Aile Ve Toplum Huzurunu Artırıcı Eylemlere
9. Kur’ân Ahkâm Ve Ahlakını Yaşamaya
10. Peygamberimiz sav Ve O’nun Sünnetine
11. Sahâbe Ve Onların Tecrübelerine
12. Helal Ve Meşru Sınırları Korumaya
13. Cihad Ve Mücadele Sorumluluğuna
14. Emri bilMaruf Ve Nehyi AnilMünker

Atâ’dan rivayetle;

أوْحى اللَّهُ تَعالى إلى يُوشَعَ بْنِ نُونٍ أنِّي مُهْلِكٌ مِن قَوْمِكَ أرْبَعِينَ ألْفًا مِن خِيارِهِمْ وسِتِّينَ ألْفًا مِن شِرارِهِمْ، فَقالَ: يا رَبِّ هَؤُلاءِ الأشْرارُ فَما بالُ الأخْيارِ ؟ فَقالَ: إنَّهم لَمْ يَغْضَبُوا لِغَضَبِي.
“Cenâb-ı Hak, Yûşa b. Nun’a vahyetti ki: “Ben senin kavminin iyilerinden kırk bin, kötülerinden de altmış bin kişiyi helâk edeceğim.” dedi.
Yûşa as: "İyilerin suçu nedir ki onları da helâk ediyorsun?" diye sorunca,
Allah cc: (Onlar, zalimlerle yer ve içerler, zalimlerle aralarını ayırmazlar) Benim gazabımdan dolayı da onlara gazaplanmadılar!” dedi.”

Üç Ayları Nasıl Geçirelim?

1. Kimlik ve Temsil Tesbiti: Ben Kimim?, Ben Ne Kadar Benim? Dünyaya Etkim Ne?
2. Geçmişin Derin Bir Muhasebesi Yapmak
3. Geleceğe Ait Hedefler Belirleme
4. Allah İçin Nefret, Allah İçin Muhabbet
5. Umut Ve Korku Arasında Dimdik Bir Hayat
6. Beden Ve Ruhun Temiz Gıdalarla Beslenmesi
7. Var Olanın (Eş, Evlat, Ev, Araba, Sağlık…) Kıymetini Bilme, Şükretme
8. Başkasında Olanlara Asla Göz Dikmeme, Varlık da Darlık da İmtihan
9. Tüketen Değil Üreten Olmak: Sevgi, Barış, Fikir, Huzur, Mal
10. Allah Var, Ahiret Var. Gam yok, Keder Yok, Aktif İman ve Tevekkül
11. Dünyayı Dünyada Gibi Yaşarken, Neticeyi Ahirete Yansıtmak
12. Ölüm Yolculuğuna Her An Hazırlıklı Olmak

Ramazan Ayına Kadar Her Hafta Tefekkür Edeceğimiz Bir Ayet

1. İman ve iman hakikatlerine rağbet Bakara 2/165
2. Namaz ve namazın hikmetlerine rağbet Ankebût 29/45
3. Hane ve nikâhın sorumluluğuna rağbet Yûnus 10/87
4. Kur’ân ve Kur’ân’ın ahkâm ve ahlakına rağbet Zümer 39/23
5. Peygamberimiz ve O’na İttibaya rağbet Âl-i İmrân 3/31
6. Sahâbe ve onların miraslarına rağbet Tevbe 9/100
7. Sevgi ve Merhametle Aileyi ayakta tutmaya rağbet Rum, 30/21)
8. Cihad ve mücadele sorumluluğuna rağbet Tevbe 9/24

AYETİ KERİMELER

İman Ve İman Hakikatlerini Tefekkür

وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللّهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّهِ وَالَّذِينَ آمَنُواْ أَشَدُّ حُبًّا لِّلّهِ وَلَوْ يَرَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ إِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ أَنَّ الْقُوَّةَ لِلّهِ جَمِيعاً وَأَنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعَذَابِ
“Öyle insanlar vardır ki Allah’tan başkasını (putları, arzu ve hevalarını, yücelttikleri, sevip bağlandıkları şahısları, bazı varlık ve eşyayı, gizli veya açıktan sevip) O’na (Allah’a) denk hâle getirirler; tıpkı Allah’ı sever gibi onları severler, (böylece şirke düşerler, Allah yerine onlara bağlanırlar). (Hakiki) inanmışların Allah sevgisi (emirlerine itaat ve bağlılığı) ise daha kuvvetli (ve içtendir). (O’na denk hiçbir sevgi beslemezler. Allah’a eş koşup da kendilerine) zulmedenler, azabı gördükleri zaman, (anlayacakları gibi) bütün kuvvet (ve kudret)in Allah’ta bulunduğunu ve Allah’ın azabının, gerçekten çetin olduğunu keşke (önceden) bilselerdi.” (Bakara, 2/165)

إِذْ تَبَرَّأَ الَّذِينَ اتُّبِعُواْ مِنَ الَّذِينَ اتَّبَعُواْ وَرَأَوُاْ الْعَذَابَ وَتَقَطَّعَتْ بِهِمُ الأَسْبَابُ
“Nitekim (dine aykırı olan işlerde) kendilerine uyulan (o peşinden gidilen günahkâr) kimseler, o gün azabı gördükleri vakit (kendilerine) uyanlardan hızla uzaklaşacaklar ve aralarındaki (yandaşlık ve liderlik gibi) bağlar kopacaktır.” (Bakara, 2/166) [krş. 2/70; 9/31]

وَقَالَ الَّذِينَ اتَّبَعُواْ لَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَتَبَرَّأَ مِنْهُمْ كَمَا تَبَرَّؤُواْ مِنَّا كَذَلِكَ يُرِيهِمُ اللّهُ أَعْمَالَهُمْ حَسَرَاتٍ عَلَيْهِمْ وَمَا هُم بِخَارِجِينَ مِنَ النَّارِ
“(Bunun üzerine onlara) uyanlar da: “Ah, keşke biz (dünyaya) bir kere daha dönseydik de (bugün onların) bizden uzaklaştıkları gibi biz de (onlardan) uzak dursaydık.” derler. İşte Allah onlara bütün yaptıklarını hasret (pişmanlık ve üzüntü)ler içinde gösterecektir. Onlar cehennemden çıkacak da değillerdir.” (Bakara, 2/167)

Namaz Ve Namazın Hikmetlerini Tefekkür

اتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِنَ الْكِتَابِ وَأَقِمِ الصَّلَاةَ إِنَّ الصَّلَاةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ أَكْبَرُ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ
“(Resûlüm!) Kitab’dan sana vahyedileni oku ve namazı da dosdoğru/gereğine uygun olarak kıl. Çünkü namaz hayasızlıktan/utanmazlıktan ve kötü sayılan şey(ler)den alıkoyar. Allah’ın zikri (namaz) elbette ibadetlerin en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.” (Ankebut, 29/45)
Hane Ve Nikâhın Sorumluluğunu Tefekkür

وَأَوْحَيْنَا إِلَى مُوسَى وَأَخِيهِ أَن تَبَوَّءَا لِقَوْمِكُمَا بِمِصْرَ بُيُوتًا وَاجْعَلُواْ بُيُوتَكُمْ قِبْلَةً وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ
Musa’ya ve kardeşine: “Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın; o evlerinizi kıblegâh (mescid) yapın ve (oralarda cemaatleşerek) namazı da dosdoğru kılın. (Ey Musa! Artık) iman edenlere (kurtulacaklarını) müjdele!” diye vahyettik. (Yûnus 10/87)

Allah’a ibadeti/kulluğu yasaklayarak, insanları kendine itaat ettirerek tanrılık iddiasında bulunan Firavun, İsrâiloğulları’na ait mescidleri tahrip etmişti ki yüce Allah onlara bu emri verdi. Bu âyet-i kerîmede gerek Firavun ve benzerlerinin, gerek câhiliye toplumunun zulüm devirlerinde, hemen o yeri terk etmek değil, orayı mescid edinerek veya evleri mescid yaparak dini öğrenme, İlâhî dâvâyı birlikte savunma ve böylece kurtuluşa ermede, inananlara bir metod bildirilmektedir.

Kur’ân Ve Kur’ân’ın Ahkâm Ve Ahlakını Tefekkür

اللَّهُ نَزَّلَ أَحْسَنَ الْحَدِيثِ كِتَابًا مُّتَشَابِهًا مَّثَانِيَ تَقْشَعِرُّ مِنْهُ جُلُودُ الَّذِينَ يَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ ثُمَّ تَلِينُ جُلُودُهُمْ وَقُلُوبُهُمْ إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاء وَمَن يُضْلِلْ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِنْ هَادٍ
“Allah, sözün en güzelini, hem aynı benzerlik (uyum ve ahenk)te, hem de tekrarlı (ve karşılıklı Müjde ve tehdit, rahmet ve azap, cennet ve cehennem gibi.ifadelerle) bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, ondan (âyetleri dinlemekten dolayı) tenleri ürperir, sonra da bedenleri ve kalpleri Allah’ın zikri için yumuşar. İşte bu (Kitab), Allah’ın (son gönderdiği) rehberidir. Dileyene/dilediğine, bununla doğru yolu gösterir. Allah kimi de sapıklıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunmaz.” (Zümer 39/23), [bk. 8/25; 57/16]

Peygamberimiz ve O’na İttibayı Tefekkür

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“(Ey Resûlüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir.” (Âl-i İmrân 3/31)

Âyet-i kerîmede Allah’ı tanımak ve bilmekten değil, O’nu sevmekten söz edilmektedir. Çünkü samimi sevgide, münâfıklık olmayıp yakın ilgi, alâka ve bağlılık vardır. Bundan dolayı bir şeye ne kadar ilgi ve alâka gösteriliyorsa, ona olan sevgi de o ölçüde demektir. Allah’ı sevmenin ölçüsü de O’nun emirlerini içtenlikle sevmek, yakın ilgiyle onları yerine getirmek, Resûlü’ne/onun sünnetine uymak ve onun prensiplerini örnek almaktır. İşte buna karşılık da yüce Allah, bizi seveceğini ve mağfiret edeceğini vaadetmektedir. [bk. 3/164; 4/80; 7/158; 24/63; 33/21. Ayrıca Hz. Peygamber’in emrine aykırı davrananlar için bk. 4/14; 24/63; 33/36]

قُلْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَالرَّسُولَ فإِن تَوَلَّوْاْ فَإِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
“(Yine) de ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse (kâfir olurlar), şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez.” (Âl-i İmrân 3/32)

Sahâbe Ve Onların Mücadelesini Tefekkür

وَمِنَ الأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللّهُ فِي رَحْمَتِهِ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
“Bedevîlerin Allah’a ve âhiret gününe inananları ve sarf ettiğini Allah katında yakınlık (kazanmay)a ve Peygamber’in duaların(ı almay)a vesile edinenleri vardır. Haberiniz olsun ki o (verdikleri şeyler), kendileri için tam bir yakınlıktır. Allah onları rahmeti (ile cenneti)ne koyacaktır. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.” (Tevbe 9/99)

وَالسَّابِقُونَ الأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُواْ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
“(İslâm’a hizmette) öne geçen Muhacirler ve Ensâr[32] ile iyilikte onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da O’ndan razı olmuşlardır. (Allah,) onlara alt tarafından ırmaklar akan ve içinde ebedî kalacakları cennetler hazırladı. Bu en büyük kurtuluş (ve saadet)tir.” (Tevbe 9/100)
وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ الأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُواْ عَلَى النِّفَاقِ لاَ تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ
“Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münâfıklar vardır. (Ayrıca) Medine halkından da münâfıklığı huy edinenler vardır. Onları sen bilemezsin, onları ancak biz biliriz. Onlara iki defa (hem dünyada hem kabirde) azap edeceğiz. Sonra (onlar) büyük bir azaba döndürüleceklerdir.” (Tevbe 9/101) [bk. 47/30]

Sevgi Ve Merhametle Aileyi Ayakta Tutmayı Tefekkür

وَمِنْ آيَاتِهِ أَنْ خَلَقَ لَكُم مِّنْ أَنفُسِكُمْ أَزْوَاجًا لِّتَسْكُنُوا إِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُم مَّوَدَّةً وَرَحْمَةً إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Kaynaş(ıp huzura kavuş)manız için size kendi (cinsi)nizden zevceler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun (kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. (Rum, 30/21)


Cihad Ve Mücadele Sorumluluğuna


قُلْ إِن كَانَ آبَاؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَانُكُمْ وَأَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَالٌ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ اللّهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُواْ حَتَّى يَأْتِيَ اللّهُ بِأَمْرِهِ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

“De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, kabileniz, kazandığınız mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz bir ticaret ve hoşlandığınız evler, size Allah’tan, Resûlü’nden ve O’nun yolundaki cihaddan daha sevimli ise, artık Allah’ın (azap) emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, fâsıklar toplumunu doğru yola eriştirmez.” (Tevbe 9/24)

31 Ocak 2026
Test

Form Gönderimi

Tamam

WhatsApp
Copyright © Sofa İç Mimarlık 2026 | Her Hakkı Saklıdır. ÜCRETSİZ KEŞİF 0312 000 00 00 WHATSAPP HATTI